Mevcut davada AĐHM ulusal mahkemelerin belediyeyi baꢀvuranlara iꢀten çıkarma tazminatı
ödemeye mahkum ettiğini tespit etmektedir. Bunun üzerine baꢀvuranlar bir icra davası
açmıꢀlar ancak 2004 sayılı Kanunun 82. maddesinin 1. fıkrası uyarınca devlet malları hacze
konu olamayacağından bu davadan bir sonuç elde edilememiꢀtir.
Bu noktada AĐHM, bir yargı kararı neticesinde devlete karꢀı alacaklı hale gelmiꢀ olan bir
kimseden alacağını tahsil etmesi için icra davası açmasının istenmesinin uygun olmayacağı
yönündeki içtihadını anımsatır (bkz., diğerleri arasında, Karaholios – Yunanistan, no:
62503/00, prg. 23, 11 Aralık 2003 ; Metaxas – Yunanistan, no: 8415/02, prg. 19, 27 Mayıs
2004 ; Yalçınkaya – Türkiye, no: 14796/03, prg. 17, 2 ꢁubat 2006 ; mutatis mutandis, Tunç –
Türkiye, no: 54040/00, prg. 28, 24 Mayıs 2005).
Bu itibarla AĐHM Hükümetin itirazını reddeder. Öte yandan AĐHM içtihadından doğan
kıstasların ıꢀığında (bkz., özellikle, Hornsby, adıgeçen ; Akkuꢀ – Türkiye, 9 Temmuz 1997
tarihli karar ; Tunç, adıgeçen) elindeki bilgilerin tamamını göz önünde bulundurarak
baꢀvuruların esastan incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır. AĐHM ayrıca baꢀvuruların
baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir.
B. Esasa iliꢁkin
AĐHS’nin 6/1 maddesine ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar
idare tarafından kendilerine tazminat ödenmesi yönündeki yargı kararlarının
uygulanmamasından ꢀikayetçi olmaktadırlar.
Hükümet bu sava itiraz etmektedir. Hükümet, esasen sözkonusu belediyenin ağır mali
sorunlar yaꢀaması nedeniyle borçlarını ödeyemediğini belirtmektedir.
Müteaddit defalar mevcut davadakine benzer meseleleri gündeme getiren davaları incelemiꢀ
olan AĐHM anılan hükümlerin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Burdov – Rusya, no: 59498/00 ;
Romachov – Ukrayna, no: 67534/01, 27 Temmuz 2004 ; Tunç, adıgeçen ; Kuzu – Türkiye, no:
13062/03, 17 Ocak 2006 ; Çoban ve diğerleri – Türkiye, no: 2620/05, 24 Ocak 2008 ; Akıncı –
Türkiye, no: 12146/02, 8 Nisan 2008).
AĐHM, bir devlet kurumunun yargı kararına dayanan bir borcu ifa etmemek için kaynak
yokluğunu mazeret olarak ileri süremeyeceğini ve borçların ödenmesi noktasında meydana
gelebilecek ciddi gecikmelerin AĐHS ve 1 No’lu Ek Protokol hükümlerince güvence altına
alınan hakların ihlaline yol açacağını özellikle anımsatır (Burdov, adıgeçen, prg. 35 ve 40).
AĐHM, 1999 yılında kesinlik kazanmıꢀ olan baꢀvuranların lehindeki kararların bir bölümünün
4 Aralık 2002 tarihinden bugüne kadar idarenin ilgililere gecikme faizi olmaksızın
alacaklarından bir kısmını ödemesi suretiyle kısmen uygulandığını (38323/04, 38423/04 ve
38510/04 no’lu baꢀvurular) diğer bölümünün ise sekiz yıldır hiçbir surette uygulanmadığını
tespit etmektedir. Bu cihetle yetkili makamlar, yıllardır gerekli tedbirleri almaktan imtina
ederek kesinleꢀmiꢀ yargı kararlarına uymamak suretiyle AĐHS’nin 6/1 maddesini ve 1 No’lu
Ek Protokol’ün 1. maddesini yararlı etkilerinden kısmen yoksun bırakmıꢀlardır. AĐHM benzer
davalarda vardığı sonuçtan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir unsur ya da argüman tespit
etmemiꢀtir.
4