dolayısıyla diğer zanlıların olaydaki sorumluluklarının belirlenemediğine kanaat getirdiklerini
kaydetmektedir.
Hükümet, olayla ilgili tüm iddia ve soruların incelendiği ve soruꢀturmaların Yargıtay
kararına uygun olarak geniꢀletildiği kanaatindedir. Hükümete göre, baꢀvuranlar bu yargılama
sürecinde aktif bir rol oynayamamıꢀlardır.
Hükümet, ön soruꢀturma gibi polis memurları hakkında yürütülen diğer iki ceza
yargılamasının da AĐHS’nin 2 ve 3. maddelerinin usule iliꢀkin bölümünde belirtilen etkinlik
kıstasına cevap verdiği sonucunu çıkarmaktadır.
Baꢀvuranların kanaatine göre, ulusal makamlar, sorumluların cezasız kalmaları için çaba
göstererek yargılamayı bilinçli bir ꢀekilde karmaꢀık ve etkisiz hale getirmiꢀlerdir. Baꢀvuranlar
özellikle yetkililerin no 867 kod adlı ekibin mensubu olan polislerin tespitinde pasif
davrandıklarını, otopsi raporunda açıkça belirtildiği halde ısrarla kötü niyetli bir tutum
sergileyerek ölümün mide sorunu yüzünden vuku bulduğunu belirttiklerini ileri sürmekte,
ayrıca emniyet müdürünün S.Y.’ye ceza almayacağı yönünde söz verdiğini ve S.Y’nin
dosyada yer alan bir mektubunda bunu doğruladığını, son olarak da ceza yargılamasının
zamanaꢀımı gerekçesiyle düꢀürüldüğünü hatırlatmaktadır.
2. AĐHM’nin değerlendirmesi
AĐHM, herꢀeyden önce, AĐHS’nin – 3. maddesinde olduğu gibi – 2. maddesi kapsamında
Devletlerin üstlendiği usule iliꢀkin yükümlülükler konusundaki yerleꢀik içtihadında belirtilen
genel ilkeleri anımsatmaktadır (Teren Aksakal, ilgili bölüm, prg. 84-87 ; Türkiye aleyhine
Okkalı davası, no 52067/99, prg. 65, 66 ve 76, CEDH 2006-XII (alıntılar) ; Yunanistan
aleyhine Makaratzis davası [GC], no 50385/99, prg. 73 ve 74, CEDH 2004-XI ; Türkiye
aleyhine Çamdereli davası, no 28433/02, prg. 36 ve 37, 17 Temmuz 2008 ; Türkiye aleyhine
Türkmen davası, no 43124/98, prg. 51-53, 19 Aralık 2006 ; yine bakınız, mutatis mutandis,
Türkiye aleyhine Abdülsamet Yaman davası, no 32446/96, prg. 55, 2 Kasım 2004 ; Türkiye
aleyhine Yeꢀil ve Sevim davası, no 34738/04, prg. 37, 38 ve 41, 5 Haziran 2007 ; Türkiye
aleyhine Batı ve diğerleri davası, no 33097/96 ve 57834/00, prg. 133-137, CEDH 2004-IV, ve
Türkiye aleyhine ꢁimꢀek ve diğerleri davası, no 35072/97 ve 37194/97, prg. 114’den 117’ye
kadar, 26 Temmuz 2005).
AĐHM, özellikle mevcut davada olduğu gibi ceza davası açılmasına neden olan
durumlarda, devletin üstlendiği usule iliꢀkin yükümlülüklerin ön soruꢀturma aꢀamasıyla sınırlı
kalmadığını hatırlatmaktadır. Bu durumda, karar aꢀaması da dahil olmak üzere yargılamanın
tamamında, 2. maddede belirtilen zorunluluklar karꢀılanmalıdır. Böylelikle, ulusal
mahkemeler kiꢀilerin hayatlarına mal olabilecek ve/veya onları maddi ya da manevi zarara
uğratabilecek davranıꢀları hiçbir zaman cezasız bırakmamalıdır. Halkın güvenini kazanmak,
onun hukuk devletine katılımını sağlamak ve ona yasadıꢀı eylem veya hile suçlarının hoꢀ
görülmediğini göstermek için bu kaçınılmazdır. Bir devlet görevlisi 2. ve 3. maddelere aykırı
bir davranıꢀta bulunmakla suçlanıyorsa, yargılama veya mahkûmiyet zamanaꢀımına
uğratılarak hükümsüz bırakılmamalı ve bu gibi davalarda af veya bağıꢀlama gibi önlemlerin
uygulanmasına izin verilmemelidir (Teren Aksakal, söz konusu bölüm, prg. 88 ; aynı ꢀekilde
bakınız, mutatis mutandis, Türkmen, söz konusu bölüm, prg. 51 ve 53 in fine ; Yeꢀil ve Sevim,
söz konusu bölüm, prg. 38 ; Okkalı, söz konusu bölüm, prg. 76, ve Türkiye aleyhine Evrim
Öktem davası, no 9207/03, prg. 55, 4 Kasım 2008).
8