COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
CĐHANGÜL/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 44292/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
29 Eylül 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 44292/04 no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaı Erol Cihangül’ün (“bavuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 25 Ekim 2004  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi  
uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran, AĐHM önünde Ankara Barosu avukatlarından  
O. Çelen tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Bavuran, 1980 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. 5 Mart 2003’te kendisi ve  
ailesi hakkında yapılan gizli güvenlik soruturması sonucu askeri akademi öğrencisi  
olmasının uygun görülmemesi nedeniyle akademiyle iliiği kesilmitir. Bavurana, iliiğinin  
kesilmesine gerekçe olarak belirli bir neden bildirilmemitir.  
Bilahare, bavuran Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nden ihraç kararını bozmasını  
talep etmitir. Yargılama sürecinde gizli belgelere ve Savunma Bakanlığı’nın, bavuranı  
askeri akademiden ihraç kararına gerekçe olarak Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne sunduğu  
bilgiye erime imkanı olmamıtır.  
25 ubat 2004’te Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, bavuranın talebini reddetmitir.  
Askeri hizmetin yerine getirilmesi için gizlilik gerektiren bilgi ve belgelerin bavurana  
açıklanamayacağını kaydetmitir. Mahkeme ayrıca idare tarafından yapılan sınıflandırmaya  
tabi olmadığını ve her bir davada, belgelerin gizli tutulmasını haklı kılacak sebepler bulunup  
bulunmadığını resen değerlendirdiğini vurgulamıtır. Yargılama sürecinde Cumhuriyet  
Savcısı tarafından Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne sunulan yazılı görüler, bavurana  
bildirilmemitir.  
Müteakiben bavuran, gizli nitelikli oldukları iddiasıyla güvenlik soruturması  
sonuçlarına eriiminin engellenmesinin, kendisini gereğince savunmaktan alıkoyduğunu ileri  
sürerek Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi kararının düzeltilmesini talep etmitir.  
20 Mayıs 2004’te Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, bavuranın kararın düzeltilmesine  
ilikin talebini reddetmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak Savunma Bakanlığı tarafından Askeri  
Yüksek Đdare Mahkemesi’ne sunulan gizli belgelere ve bilgilere eriiminin engellenmesi ve  
Cumhuriyet Savcısı’nın mahkemeye sunduğu yazılı görülerin kendisine bildirilmemesi  
nedeniyle tarafların eitliği ilkesinin ihlal edildiğinden ikayetçi olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
Esas olarak Pellegrin/Fransa ([BD], no. 28541/95, AĐHM 1999-VIII) kararındaki  
mahkeme içtihadını dayanak olarak gösteren Hükümet, bavuran ve Devlet arasındaki hususi  
iliki nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin mevcut davada uygulanabilir olmadığını ileri  
sürmütür.  
AĐHM, son olarak Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya kararında ([BD], no.  
63235/00, 62. paragraf, AĐHM 2007-IV) Devlet ve devlet memurları arasındaki  
uyumazlıklarda 6/1 maddenin uygulanması hususundaki içtihadını gözden geçirdiğini  
kaydeder. Yukarıda kaydedilen davada kabul edilen yeni kriterleri göz önüne alan AĐHM,  
Hükümet’in öncelikle bavuranın, ulusal hukuk bağlamında mahkemeye eriim hakkı  
bulunmadığını ve ikinci olarak, uyumazlık konusu göz önüne alındığında bavuranın 6.  
madde kapsamındaki haklardan mahrum bırakılmasının anlamazlığın mahiyeti bakımından  
haklı bir gerekçeye dayandığını ortaya koyamadığını kaydeder. Sözkonusu koullar altında  
AĐHM, 6/1 maddenin mevcut davaya uygulanabilir olduğu kanaatindedir; bu nedenle  
Hükümet’in ilk itirazını reddeder (bkz. Miran/Türkiye, no. 43980/04, paragraflar 9-12, 21  
Nisan 2009, ve Topal/Türkiye, no. 3055/04, paragraflar 12-15, 21 Nisan 2009).  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde sözkonusu ikayetlerin dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru taımadıklarını tespit eder. Bu nedenle, bavurunun sözkonusu kısmı kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, bavuranın Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı görülerinin kendisine  
bildirilmemesine ilikin ikayeti hususunda bavuranın, Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı  
görülerini de kapsayan dava dosyasını her zaman inceleme imkanına sahip olduğunu ileri  
sürmütür. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı’nın görülerinin idari yargılama sürecindeki mahkeme  
kararında hiçbir etkisi bulunmadığını savunmutur. Gizli belgelere eriimine getirilen  
kısıtlamaya ilikin ikayet hususunda Hükümet, bu tür bir gizliliğin kamu yararı için gerekli  
olduğunu ileri sürmütür.  
AĐHM, daha önce benzer ikayetleri incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiği sonucuna vardığını kaydeder (bkz. Güner Çorum/Türkiye, no. 59739/00, paragraflar  
24-31, 31 Ekim 2006; Aksoy (Eroğlu)/Türkiye, no. 59741/00, paragraflar 24-31, 31 Ekim  
2006; Meral/Türkiye, no. 33446/02, paragraflar 32-39, 27 Kasım 2007; Miran, paragraflar 13-  
18; Topal, paragraflar 16 ve 17). AĐHM, mevcut davada sözkonusu içtihadı dıında kalan bir  
karar vermesini gerektirecek özel koullar tespit etmemitir.  
Dolayısıyla, bavuranın Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne sunulan gizli belgelere  
eriiminin engellenmesi ve Cumhuriyet Savcısı’nın yazılı görülerinin bavurana  
bildirilmemesi hususlarında AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, öncelikle Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin askeri hakimlerden oluması  
ve tek birinci derece mahkemesi olarak görev yapması nedeniyle bağımsız ve tarafsız  
olmayan bir mahkemenin kendisini, 6/1 maddeyi ihlal edecek ekilde adil olarak  
yargılamadığından ikayetçi olmutur. Ayrıca, sözkonusu maddeye dayanarak Askeri Yüksek  
Đdare Mahkemesi kararının makul olmadığını ve bu mahkemenin hangi dairesinin davayı  
inceleyeceğini önceden bilmenin mümkün olmadığını ileri sürmütür. Son olarak, AĐHS’nin  
13., 17. ve 18. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmitir.  
Sunulan deliller ıığında yetki alanına giren ikayet konularını göz önüne alan AĐHM,  
sözkonusu ikayetlerin AĐHS ya da ek protokollerinde ortaya konan hak ve özgürlüklerin ihlal  
edildiğini iaret etmediği sonucuna varır (Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin bağımsız ve  
tarafsız olmadığına ilikin ikayet hususunda, bkz. Yavuz ve Diğerleri/Türkiye (karar), no.  
29870/96, 25 Mayıs 2000; Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin kararlarına itiraz  
prosedürünün mevcut olmaması ve bu mahkemenin hangi dairesinin davayı inceleyeceğini  
bilmenin mümkün olmaması hususunda bkz. Yavuz Selim Karayiğit/Türkiye (karar), no.  
45874/05, 23 Eylül 2008).  
Sonuç olarak, bavurunun sözkonusu kısmı AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.  
paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Zarar ve Yargılama Masrafları  
Bavuran askeri akademide geçirdiği ve iliiği kesildikten sonra iaradığı süre  
boyunca uğradığı gelir kaybı için maddi tazminat olarak 30,000 Euro talep etmitir. Ayrıca,  
manevi tazminat olarak 20,000 Euro ve masraf ve harcamalar için 3,000 Euro talep etmitir.  
Bavuran hükümet’in tümüyle itiraz ettiği talepleri için hiçbir gerekçe sunmamıtır.  
Tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığını  
tespit eden AĐHM (bkz. Kingsley/Đngiltere [BD], no. 35605/97, 40. paragraf, AĐHM 2002-IV),  
sözkonusu talebi reddeder. Ancak AĐHM, mevcut davada bavuranın, ihlal tespiti ile yeterince  
telafi edilemeyecek manevi bir zarara uğramıolduğu kanaatindedir. Hakkaniyet temelinde,  
41. maddeye uygun olarak, bavurana 6,500 Euro ödenmesine karar vermitir (bkz. Güner  
Çorum, 39. paragraf; Aksoy (Eroğlu), 39. paragraf; Miran, 22. paragraf; Topal, 23. paragraf).  
Yargılama masraf ve giderleri hususunda AĐHM, bavuranın taleplerine gerekçe  
göstermemesi nedeniyle bu balık altında tazminat ödenmemesine karar vermitir.  
B. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavuranın AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamında, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne  
sunulan gizli belgelere ve bilgilere eriiminin engellenmesi ve Cumhuriyet Savcısı’nın  
mahkemeye sunduğu yazılı görülerin bavurana bildirilmemesine ilikin ikayetlerin  
kabuledilebilir ve bavurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavuranın Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’ne sunulan gizli belgelere ve bilgilere  
eriiminin engellenmesi ve Cumhuriyet Savcısı’nın mahkemeye sunduğu yazılı görülerin  
bavurana bildirilmemesi hususunda AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı  
Hükümet tarafından bavurana manevi tazminat olarak 6,500 Euro (altı bin beyüz Euro) ve  
bu meblağa uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 29 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.