A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHS’nin 35. maddesinin. 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığım kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Hükümet sözkonusu tel örgünün 7 Ağustos 2001 tarihinde kaldırıldığını, arazinin zaten hali
hazırda sınır çizgisinin olduğunu ve bahse konu parselin bir hata sonucu askeri bölge
kapsamına alındığını ifade etmektedir. Hükümet tazminat talebinde bulunan başvuranın iyi
niyetinden şüpheye düşmektedir. Hükümet örnek vermeksizin Yargıtay’ın bu konudaki yerleşik
içtihadına ve Medeni Kanun’un 995. maddesine göndermede bulunarak art niyet olmaksızın
kullanımdan
dolayı
başvuranın
herhangi
bir
tazminat
talebinde
bulunamayacağım
savunmaktadır. Hükümete göre sözkonusu arazi imara açık değildir, tarım alanı olarak da
kullanılamaz ve ayrıca başvuran yurt dışında yaşadığından arazisini ekip-biçemez. Hükümet
başvuranın 25 Kasım 1998 tarihli talebi ile ilgili olarak, adı geçenin yalnızca 16 Şubat 2001
tarihinde Ordu’dan tel örgünün kaldırılması talebinde bulunduğunu savunmaktadır. Sonuç
itibarıyla başvuran taşınmazım kullanamadığı dönemde herhangi bir zarara uğramamıştır.
Başvuran iddialarım yinelemektedir.
AİHM mevcut başvurunun Ek 1 no’lu Protokol’ün 1, maddesinin ilk cümlesinde yer alan
mülkiyet hakkına riayet edilmesi hükmüne girdiğini not etmektedir (Bkz. Almeida Garrett,
Mascarenhas Faîcao vd.~ Portekiz no: 29813/96 ve 30229/96), AİHM bu durumda kamu genel
menfaatleri ile bireyin temel haklan arasında hüküm sürmesi gereken adil dengenin gözetilip
gözetilmediğini inceleyecektir (Bkz. diğer birçoklan arasında, Sporrong ve Lönnroth-İsveç, 23
Eylül 1982).
Bu başvuruda Hükümetin ulusal mahkemeler nezdinde bilhassa Medeni Kanun’un 993. ve 995.
maddelerinin uygulanabileceği savma ilişkin AİHM, iç hukuktaki mahkemelerin görevini
ikame edemeyeceğini vurgular (Bkz, Ediftcaciones March Gaîlego S.AAspanya 19 Şubat 1998,
karar ve derlemeler 1998-1 ve Yagtzilar vd.-Yunanistan no: 41727/98). Mevcut başvuruda
AİHM’nin rolü başvuranın Devletin taşınmazım kullanması nedeniyle öne sürdüğü tazminat
talebinin AİHS ve Protokolleri ile bağdaşıp bağdaşmadığım doğrulamaktır. AİHM taraflar
arasında başvuranın taşınmazının Ordu tarafından kullanıldığı, askeri bölge olarak
sınıflandırıldığı ve tel örgü ile çevrildiği, en azından 6 Mart 1997’den 7 Ağustos 200l’e kadar
da tel örgü ile çevrili kaldığı, askeriyenin uzun bir süre kullandığı arazinin tel Örgülerinin
kaldırıldığı bilgisini başvurana gecikmeli olarak bildirdiği hususunda taraflar arasında bir
ihtilafın
olmadığım
gözlemlemektedir.
Başvuran
taşınmazının
yasaya
aykırı
olarak
kullanımından ileri gelen şikayetleriyle iç hukukta yetkili mahkeme nezdinde dava açmıştır.
AİHM, başvuranın Ordunun taşınmazına el koyması nedeniyle sıkıntı yaşadığım, bunun
karşılığında Devletten herhangi bir tazminat elde edemediğini not etmektedir.
Bütün bu hususlar AİHM’nin başvuranın taşınmazının Ordu tarafından yasaya aykırı bir
şekilde kullanmasının, hatta işgalinin adı geçenin mülkiyet haklarının ihlaline yol açtığının
sonucuna varması için yeterli bulunmaktadır.
Hükümetin başvuranın yurt dışında yaşadığı ve taşınmazını tarım arazisi olarak
kullanamayacağı yönündeki argümanı ile ilgili olarak AİHM, yurtdışında ikamet etmenin