CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
ABDULAZİZ DANIŞ -TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:23573/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
16 Haziran 2009  
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3573/02) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı)  
Abdulaziz Danış’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 5 Nisan 2002 tarihinde  
İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan  
Haklan Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvuryd^ır.  
Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M.S. Tanrıkulu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I.  
DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuran 1956 doğumludur ve Derik’te ikamet etmektedir,  
İdare tarafından yürütülen baraj çalışmalarındaki sular başvuranın pamuk tarlasında zarara yol  
açmıştır.  
3 Ağustos 1992 tarihinde, başvuran, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde zarar tespit davası  
açmıştır. Aynı gün mahkeme, idarenin yol açtığı maddi zararın tespiti için iki tane bilirkişi  
raporu düzenlenmesine karar vermiştir. 1992 yılının Ağustos ayında sözkonusu raporlar  
dosyaya eklenmiştir.  
10 Ağustos 1992 tarihinde, daha çok başvuran lehine olan bilirkişi raporuna dayanarak,  
başvuran, Derik Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açmıştır.  
10 Mayıs 1993 tarihinde, başvuran, aynı olaylar temelinde ikinci tazminat davasını açmıştır.  
Başvuran, birinci davasında geçmeyen 371.400.000 TL ek meblağ talep etmiştir.  
Sözkonusu yargılamalar, mahkemenin ratione materiae bakımından görevsizlik kararı  
nedeniyle akim kalmıştır. 28 Eylül 1994 tarihinde, başvuran, dosyasının Diyarbakır İdare  
Mahkemesi’ne gönderilmesini talep etmiştir.  
21 Mayıs 1998 tarihli kararlarla İdare Mahkemesi, başvuranı haklı bulmuş ve talep edilen  
miktarların başvurana Ödenmesine karar vermiştir.  
8 Ekim 2001 tarihinde tebliğ edilen 28 Mart 2001 tarihli kararlarla, Danıştay, ilk derece  
mahkemesinin kararlarım onamıştır.  
HUKUK  
Başvuran, yargılama süresinin, AİHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesine  
riayet etmediğini iddia etmektedir.  
Başvuran, Türkiye’de yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmak için başvuruda  
bulunulabilecek hiçbir hukuki yolunun bulunmamasından şikayetçidir. Başvuran, AİHS’nin  
13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
2
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
Hükümet, öncelikle iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmaktadır. İkinci olarak ise  
Hükümet, AİHS’nin 35. maddesi uyarınca altı ay süresi gözetilmediğinden AİHM’ye  
başvuruyu reddetme çağrısında bulunmaktadır.  
, ^  
AİHM, Türk Hukuk düzeninin yargılanabilirler, AİHS’nin 13. maddesi uyarınca yargılama  
süresi hakkında şikayette bulunabilmeyi sağlayan etkin bir başvuru yolu sunmadığını daha  
önce tespit etme imkanı bulunduğunu hatırlatmaktadır {Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru  
no: 23188/02,22 Aralık 2005). AÎHM, Hükümet’in itirazım reddetmektedir.  
AİHM, mevcut davada, nihai iç hukuk kararlarının, 8 Ekim 2001 tarihinde tebliğ edilen 28  
Mart 2001 tarihli kararlarla nihai hale geldiğini tespit etmektedir. Başvuran, başvurusunu, 5  
Nisan 2002 tarihinde, başka bir deyişle nihai iç hukuk kararlarından altı ay sonra sunmuştur.  
Dolayısıyla AÎHM, Hükümet’in ön itirazını reddetmektedir.  
İçtihadından doğan ilkeler ışığında ve sahip olduğu unsurları göz önüne alarak, AİHM,  
başvuranın  
başvurusunun  
esas  
bakımından  
inceleme  
konusu  
yapılması  
gerektiği  
kanaatindedir. Nitekim AİHM, kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe görememektedir.  
Başvurular kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Dikkate alınacak dönem, 10 Ağustos 1992 tarihinde başlamış 28 Mart 2001 tarihinde sona  
ermiştir. Sözkonusu dönem, iki dereceli yargıda, yaklaşık sekiz yıl yedi ay sürmüştür.  
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava incelemiş ve  
AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Takdirine sunulan unsurları  
incelemesinin ardından AİHM, mevcut dava Hükümet’in ikna edici hiçbir tespit ve argüman  
sunmadığı kanaatindedir.  
Konuya ilişkin içtihadım göz önüne alarak AİHM, mevcut davada yargılama süresinin “makul  
süre” ilkesini karşılamadığı kanaatindedir.  
AİHM, AİHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, davalarının makul sürede görülmesi hakkının telafisi  
için Türk hukukunun ilgililerin başvuruda bulunabilecekleri başvuru yoluna sahip olmaması  
nedeniyle sözü edilen Tendik kararında AİHS’nin 13. maddesinin ihlaî edildiğini  
hatırlatmaktadır. İşbu karar çerçevesinde, Tendik başvurusunda aldığı karardan sapmasını  
gerektiren hiçbir unsur bulunmamaktadır.  
Dolayısıyla, AİHM, mevcut davada AİHS’nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği  
kanaatindedir.  
II. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, pamuk tarlasının tahrip olmasından kaynaklanan zararlar nedeniyle mülkiyet  
hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. 5 Eylül 2008 tarihli görüşlerinde, başvuran,  
3
Türkiye’deki enflasyon oranına göre mahkemenin ödenmesine hükmettiği gecikme faizinin  
yetersizliği nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir.  
Sahip olduğu unsurları göz önüne alan ve düzenlenen iddiaları değerlendirmekte yetkili olan  
AİHM, ÂİHS ve Protokolleri ile güvence altına alman hak ve özgürlükler ile ilgili olarak  
hiçbir ihlal tespit edememiştir. AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca  
başvurunun bu kısmının kabuledilemez ilan edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, 23.184 Euro maddi tazimat talep etmektedir. Manevi tazminat için başvuran,  
10.000 Euro istemektedir. Avukatlık ücreti için de başvuran 2.366 Euro talep etmektedir.  
Ayrıca başvuran dosya unsurlarına dayanarak yapmış olduğu diğer harcamalar için  
AİHM’den belli bir miktar ödenmesini talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM, tespit edilen ihlalle ileri sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı tespit  
edememekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvurana 5.500 Euro  
manevi tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama  
masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı  
ortaya konduğu sürece elde edebilir. Sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri  
göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri için 700 Euro ödenmesinin uygun  
olacağı kanaatindedir.  
Sözkonusu miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan üç  
puanlık gecikme faizi eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun, yargılama süresinin uzunluğuna ve bu husustaki şikayeti sunmak için  
başvuru yolunun bulunmayışı kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının  
kabuledilebilir, geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AİHS’nin 6/1 ve 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AİHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak 5.500 Euro (beş bin beş yüz  
Euro) manevi tazminat ve 700 Euro (yedi yüz Euro) yargılama masraf ve gideri  
Ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 16 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
4