Bu davada, AĐHM, baꢀvuranın en az on dört gün gözaltında tutulduğunu gözlemler.
Baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu kötü muamele tipleri arasında esas olarak gözlerinin bağlanması,
asılması, elektrik verilmesi, çırılçıplak soyulup dövülmesi bulunmaktadır. Bu bağlamda,
baꢀvuranın anlattığı biçimiyle olaylar hem AĐHM hem de ulusal makamlar huzurunda
tutarlıdır.
Tıbbi delillere iliꢀkin olarak, AĐHM, baꢀvuranın yakalanmasının ardından muayene
edilmediğini kaydeder. Ayrıca gözaltının bitiminde düzenlenen raporun, baꢀvuranın sağ
kulağında ağrı ve duyma kaybı, sol kolunda ise hissizleꢀme ortaya koyduğunu gözlemler.
Aynı gün düzenlenen ikinci rapor, baꢀvuranın sol kolunda brakial pleksitis (sinir zedelenmesi)
belirtileri tespit etmiꢀtir. Baꢀvuranın sol koluna iliꢀkin bulgular, AĐHM’ye göre, baꢀvuranın
kolunun zarar gördüğü iddialarını desteklemiꢀtir.
Bu bağlamda AĐHM, Hükümet’in baꢀvuranın nasıl yaralandığına iliꢀkin bir açıklama
sağlayamadığını gözlemler. Davanın koꢀulları ve Hükümet’in, bütün bu süre boyunca Devlet
makamlarının kontrolünde olan baꢀvuranın yaralanma sebebine iliꢀkin uygun bir açıklama
vermemesi bütün olarak değerlendirildiğinde, AĐHM, bu yaralanmanın Hükümet’in sorumlu
bulunduğu muamelenin sonucu olduğu kanısına varır.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin, makamların, “savunulabilir” ve “geçerli ꢀüphe”
uyandırması halinde kötü muamele iddialarını soruꢀturmalarını gerektirdiğini yineler
(özellikle bkz. Ay – Türkiye, 30951/96). AĐHM içtihadı tarafından belirlenen geçerli asgari
standartlar, soruꢀturmanın bağımsız, tarafsız, kamuya açık olmasını ve yetkili makamların
örnek teꢀkil edecek titizlikle ve çabuklukla hareket etmelerini gerektirmektedir (örn. bkz.
Çelik ve Đmret – Türkiye, 44093/98). Ek olarak AĐHM, AĐHS’de öngörülen hakların
uygulanabilir ve etkili olduğunu, teorik ve yanıltıcı olmadığını yineler. Bu nedenle, böyle
davalarda, etkili bir soruꢀturma, sorumluların tespit edilip cezalandırılmalarına yol
açabilmelidir (bkz. Orhan Kur - Türkiye, 32577/02).
AĐHM, yukarıda, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca baꢀvuranın yaralanmasından
Savunmacı Devlet’in sorumlu olduğunu tespit etmiꢀtir. Bu nedenle etkili bir soruꢀturma
yapılmıꢀ olması gerekmektedir.
Bu davada, AĐHM, Cumhuriyet Savcılığı’nın baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin ivedilikle
soruꢀturma baꢀlattığını gözlemler. Bu soruꢀturma, Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Cumhuriyet
Savcısı’nın Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ꢁubesi’nde görevli polis
memurları hakkında kovuꢀturmaya yer olmadığına dair kararını onayınca sona ermiꢀtir.
Soruꢀturma esnasında, baꢀvuranın iddialarının doğruluğunun saptanması için ek tıbbi raporlar
istenmiꢀtir. Savcı baꢀvuranın ifadesini almıꢀtır.
Bununla birlikte, AĐHM, ulusal makamların soruꢀturmayı yürütme biçiminde,
soruꢀturmanın etkiliğine olumsuz etki yapan göze çarpıcı eksiklikler olduğunu gözlemler.
Öncelikle, AĐHM, adli tıp muayenelerinde elde edilen delillerin tutukluların kötü muamele
iddialarına iliꢀkin soruꢀturmalar için önemli bir rol oynadığını yeniden teyit eder (bkz.
Salmanoğlu ve Polattaꢀ - Türkiye, 15828/03). Bu bağlamda, AĐHM, baꢀvuranın gözaltı
süresinin bitiminde düzenlenen tıbbi raporların ayrıntılı olmadıklarını ve hem AĐHM’nin kötü
muamele davalarını incelerken düzenli aralıklarla göz önünde bulundurduğu Avrupa
Đꢀkencenin ve Đnsanlıkdıꢀı veya Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin
(AĐÖK) tavsiye ettiği standartları hem de Birleꢀmiꢀ Milletler Đnsan Hakları Komisyonu’na
sunulan Đstanbul Protokolü olarak da bilinen Đꢀkence ve Diğer Zalimane, Đnsanlık Dıꢀı,
4