B. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
1. Tarafların iddiaları
Baꢀvuran, halen derdest olan dava süresinin uzun olmasından ꢀikayetçidir.
Hükümet, öncelikle, çok sayıda terör eylemleri ile suçlanan dokuz sanık bulunduğu gerekçesi
ile mevcut davanın karmaꢀıklığına iliꢀkin argümanını sunmaktadır.
Hükümet’e göre, dava süresinin uzamasına, adaletin tecelli etmesi çerçevesinde göz ardı
edilemez üç etken neden olmuꢀtur: 3 ve 4 No’lu Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemeleri
arasındaki bilgi değiꢀimi, 11 Mart 1999 tarihli Yargıtay kararı uyarınca iki dava dosyasının
birleꢀtirilmesi ve baꢀvuranın cezai ehliyeti ve tutukluluk haliyle baꢀvuranın sağlık durumunun
uygunluğunun belirlenmesi.
Bununla birlikte Hükümet’in görüꢀüne göre, adli tatil nedeniyle geçen iki dönem dıꢀında
hakimler hiçbir eylemsiz dönemle suçlanamazlar; hakimler en fazla iki ayda bir düzenli
olarak duruꢀma gerçekleꢀtirmiꢀ ve adil yargılanmanın sağlanması için gerekli tedbirleri
almıꢀlardır. Buna karꢀın, mahkeme makamını protesto etmek amacıyla altı duruꢀmaya bilinçli
olarak katılmayan müvekkili gibi baꢀvuranın avukatı da dava süresinin uzamasına yol açacak
bir dizi savunma istemiꢀtir.
2. AĐHM’nin takdiri
Dikkate alınacak dönem 9 Haziran 1994 tarihinde baꢀlamıꢀtır ve taraflarca sunulan son
bilgilere göre halen devam etmektedir. Yargılama süresi halihazırda, yaklaꢀık on beꢀ yıl sekiz
ay on beꢀ günden fazla sürmüꢀtür. Böyle bir süre prima facie çok uzundur (bkz, sözü edilen
ꢁayık ve diğerleri, Arıkan-Türkiye, baꢀvuru no: 14071/04, 1 Aralık 2009 ve A. Yılmaz-
Türkiye, baꢀvuru no: 10512/02, 22 Temmuz 2008).
Đçtihadından doğan kriterler göz önüne alındığında (bkz, sözü edilen Pélissier ve Sassi-
Fransa, baꢀvuru no: 25444/94) AĐHM, diğer sekiz sanığın serbest bırakıldığı 26 ꢁubat 1998
tarihinden itibaren mevcut davada baꢀvuran tek sanık olduğundan, ihtilaflı yargılamanın sayısı
nedeniyle değil de iꢀlenen suçların sayısı nedeniyle organize suça özgü belli bir karmaꢀıklığı
olduğunun kabuledilebileceği kanaatindedir.
Nitekim AĐHM’ye göre, böyle bir süre, baꢀvuranın birkaç duruꢀmaya katılmaması veya
avukatını ꢀu ya da bu yolla bir savunma tercih etmesi gibi davaya özgü tek bir karmaꢀıklıkla
açıklanamaz (bkz, mutatis, mutandis, Reinhardt ve Slimane-Kaid-Fransa, 31 Mart 1998).
Hakimlerin sürenin uzamasına neden olan tutumları ile ilgili olarak, AĐHM, Hükümet
tarafından sürülen üç etkenin, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca adaletin iyi tecelli etmesi ilkesi
açısından haklı görülebileceğini kabul etmektedir ancak mevcut davada, 16 Aralık 2004
tarihine kadar baꢀvuranın özgürlüğünden yoksun bırakılması göz önüne alındığında
(Kalachnikov-Rusya, baꢀvuru no: 47095/99, Gezici ve Đpek – Türkiye, baꢀvuru no: 71517/01,
10 Kasım 2005 ve sözü edilen ꢁayık ve diğerleri), sözkonusu ilkenin gereklilikleri ile
ivedilikle sonuçlanma gereklilikleri arasında adil bir dengenin hüküm sürmesi gerekirdi
(mutatis, mutandis, Neumeister-Avusturya, 27 Haziran 1968 ve Boddaert-Belçika, 12 Ekim
1992).