Baꢀvurana isnat edilen suçların ciddiyetini ve davanın karmaꢀık bir yapısı olduğunu kabul
etmekle birlikte AĐHM, yine de yerleꢀik içtihadı ıꢀığında aynı hükmün ihlal edildiği sonucuna
varmaktadır.
AĐHM baꢀvuranın ilk derece mahkemesinde tutukluluk süresinin uzunluğu hakkındaki
itirazlarına karꢀı bir duruꢀma gerçekleꢀtirilmediği ꢀikayetini ise AĐHS’nin 5/4 maddesi
çerçevesinde inceleyecektir. AĐHM bu bağlamda, Bağrıyanık-Türkiye (no: 43256/04, 5
Haziran 2007) kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelere dayalı olarak sözü edilen
hükmün ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği iddiası ile ilgili, AĐHM kaydedilmesi gereken
dönemin 29 Eylül 1992 tarihinde baꢀladığını ifade etmektedir. AĐHM dava dosyasında yer
alan unsurlara göre davanın iç hukuktaki mahkemeler nezdinde halen sürdüğünü, iki dereceli
mahkemede görülen dava sürecinin hâlihazırda yaklaꢀık on altı yıl sekiz aylık bir süreye
uzandığını not etmektedir.
AĐHM bu baꢀvurudaki benzer ꢀikayetleri ortaya koyan baꢀvuruları daha önce de incelediğini,
bu konudaki yerleꢀik içtihadından ileri gelen kıstaslar ıꢀığında «makul süre» ilkesinin ihlal
edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında Pelissier ve Sassi-Fransa
kararı no: 25444/94).
Örgütlü olarak iꢀlenen suçun karmaꢀık bir yapısı olduğunu göz önünde bulunduran AĐHM,
mevcut baꢀvuruda yine de farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek herhangi bir durumun
sözkonusu olmadığı kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca makul süre
koꢀulunun ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması konusunda baꢀvuran maddi tazminat olarak 75.000
YTL (bu kararın kabul edildiği tarihte yaklaꢀık 37.500 Euro) ve manevi tazminat olarak ise
100.000 YTL. (yaklaꢀık 50.000 Euro) talep etmektedir. Baꢀvuran yargılama masraf ve
giderleri için (tutukluyken ailesinin kendisini ziyaret etmek için yapmıꢀ olduğu masraflar,
fotokopi, posta giderleri, duruꢀmalara gidiꢀ geliꢀ masrafları ve avukatlık ücreti) 229.990.000
YTL (yaklaꢀık 1.150.000 Euro) talep etmektedir.
Hükümet bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM öne sürülen maddi tazminat ile tespit edilen ihlaller arasında herhangi bir illiyet bağı
kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminata iliꢀkin, AĐHM davayı bir bütün
olarak değerlendirmekte, bilhassa yargılama boyunca bazı sanıkların beraat ettiklerini,
baꢀvuranın silahlı bir çatıꢀma neticesinde yakalandığını, isnat edilen suçların ağırlığını, çok
sayıda sanığın yer aldığı karmaꢀık bir davanın sözkonusu olduğunu ve davanın birçok bilirkiꢀi
incelemesini gerektirdiği gibi ayrıntıları dikkate almaktadır (mutatis mutandis A.vd.-Birleꢀik
Krallık no: 3455/05, 19 ꢁubat 2009). AĐHM buna karꢀılık Avrupa Merkez Bankası’nın
marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıꢀ eklenmek suretiyle
baꢀvurana 5.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.
AĐHM yargılama masraf ve giderleri konusunda baꢀvuranın herhangi bir kanıtlayıcı belge
sunmadığını gözlemlemektedir. AĐHM sonuç olarak bu yöndeki talepleri reddetmektedir.
4