C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YÜCEL - TÜRKĐYE DAVASI (no:2)  
(Bavuru no:31152/04 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Nisan 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 31152/04 bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaı Erdinç Yücel’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 23  
Ağustos 2004 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu avukatlarından  
Y. Bayrak tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1976 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran terörle mücadele kapsamında düzenlenen bir operasyonun ardından 21 Ocak 2001  
tarihinde gözaltına alınmıtır.  
Polis 25 Ocak 2001 tarihinde bavuranın evinde yapmıolduğu aramada bir disket, yasadıı  
yayınlar ve 9mm’lik 41 mermi ele geçirmitir.  
Bavuran 27 Ocak 2001 tarihinde tutuklanmıtır.  
14 ubat 2001 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı  
yasaı bir örgütün mensubu olmakla itham ettiği bavuran ve diğer üç sanık hakkında dava  
açmıtır. Sanık sayısı daha sonra on ikiye yükselmitir. Sanıklar topluca ilenen on sekiz  
terörist eyleme karımakla suçlanmılardır.  
Bu arada bavuran açlık grevine balamıve 2001 ve 2004 yılları arasında birçok kez  
hastaneye kaldırılmıtır.  
Adli tıp kurumunun 29 Temmuz 2002 tarihli raporunda bavurana Wernicke-Korsakoff  
sendromu tehisi konulmuve altı ay süreyle serbest bırakılması tavsiye edilmitir.  
DGM 1 Ağustos 2002 tarihinde bavuranın serbest bırakılma talebini reddetmitir.  
23 Haziran 2004 tarihinde Adalet Bakanlığı’na yapılan yazılı emir yoluyla bozma talebi de  
aynı ekilde reddedilmitir.  
Bavuran 7 Haziran 2006 tarihinde serbest bırakılmıtır.  
Dava dosyasında yer alan unsurlara göre bavuran hakkında yürütülen ceza soruturması daha  
sonra yetkili mahkeme olan Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde halen sürmektedir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran tutukluluk süresinin uzunluğundan ikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5/3 maddesine  
göndermede bulunmaktadır.  
2
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet 2 Mayıs 2006 tarihli Köse vd.-Türkiye (no:50177/99) kararına atıfta bulunarak  
bavuranın serbest bırakılması için CMUK’un 297’den 304’e olan maddelerinde öngörülen  
bavuru yollarını kullanması gerektiğini ifade etmektedir.  
Bavuran görübildirmemitir.  
AĐHM sözkonusu ikayetin tutukluluk süresine ilikin olduğunu ve ve AĐHS’nin 5/3  
maddesi’nin alanına girdiğini gözlemlemektedir. Oysa Hükümetin öne sürdüğü imkan  
hürriyete kavumaya ilikin olup 5/4 maddesi ile ilintilidir. AĐHM sonuç olarak bu ön itirazı  
reddetmektedir.  
Hükümet iç hukukta bavuru yollarının mevcut olmadığı kabul edilse dahi bavurunun geç  
yapıldığını kaydetmektedir.  
Bavuran görübildirmemitir.  
AĐHM bavurunun 23 Ağustos 2004 tarihinde yapıldığını ve bavuranın 7 Haziran 2006  
tarihinde serbest bırakıldığını hatırlatmaktadır. ikayet madem ki tutukluluk süresinin  
uzunluğu hakkında, bu durumda geç yapılmısayılmaz. Yapılan itirazın bu kısmı  
kabuledilemezdir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
Bavuran tutukluluk süresinin uzunluğundan ikayetçi olmaktadır.  
Taraflar çıkınoktası olarak bavuranın tutukluluk süresinin balangıcının 27 Ocak 2001  
tarihi ve dikkate alınması gereken dönemin bavuranın serbest bırakıldığı 7 Haziran 2006  
tarihi olduğu konusunda uzlama sağlamıgörünmektedirler.  
Bu süre yaklaık beyıl dört aydır.  
Hükümet sanık sayısının fazla oluunun ve isnat edilen suçların ciddiyetinin tutukluluk  
süresini haklı çıkardığına itibar etmektedir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadında tespit edildiği üzere, tutukluluk süresinin «makul» yapısının  
davanın özel koullarının her bir aaması ile değerlendirilmesi gerekmektedir.  
AĐHM, ilk olarak ulusal makamların tutukluluk süresinin makul sınırı amamasını gözetmekle  
birinci derecede yükümlü olduklarını hatırlatmaktadır. Bu amaçla, masumiyet karinesi  
doğrultusunda bireysel özgürlüğe saygı kuralına istisna getirilmesini meru kılan kamu  
çıkarının gerektirdiği gerçek bir zorunluluğun olup olmadığını ortaya çıkaracak bütün  
koulları incelemeli ve tutuksuz yargılanma talebini reddettiğinde kararında bunu  
gerekçelendirmelidir. Özellikle mevcut kararlarda yer alan gerekçelere, ilgili tarafından  
yapılan bavurularda ihtilafa mahal vermeyen olaylara dayalı olarak AĐHM, AĐHS’nin 5 / 3  
3
maddesine yönelik bir ihlalin olup olmadığını tespit ederken, sözkonusu kararlardaki  
gerekçeleri ve bavuran tarafından yerel mahkeme nezdinde yapılan bavurularda dile  
getirilen tartıılmaz verileri değerlendirecektir. (Bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı,  
28 Ekim 1998, Remzi Aydın-Türkiye kararı 20 ubat 2007).  
Bununla birlikte yetkililerin geçen zaman kıstasını dikkate aldıklarını gösterir herhangi bir  
unsur bulunmamaktadır.  
Zira, AĐHM benzer sorunları ortaya koyan birçok davayı incelemive tutukluluk süresinin bu  
denli uzun olmasının AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlaline yol açtığı sonucuna varmıtır (Bkz.  
örneğin Dereci-Türkiye kararı, no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye kararı, no:  
25324/02, 2 ubat 2006).  
AĐHM, Hükümetin bu sonucu farklı kılacak herhangi bir olayı veya argümanı sunmadığını  
gözlemlemektedir.  
Mahkemenin yerleik içtihadı ve sunulan deliller ıığında AĐHM, bavuranın ikayet ettiği  
tutukluluk süresinin uzunluğunun AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlaline yol açtığına itibar  
etmektedir.  
Bu nedenle bu hüküm ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 80.000 Euro tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu talebin reddedilmesi talebinde bulunmaktadır.  
AĐHM ihlal tespiti ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve  
sonuç olarak bu talebi reddetmektedir. Buna karın, uğradı manevi zarar için bavurana 3.000  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran iç hukukta ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargı giderleri için 35.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda AĐHM’yi bu talebi reddetmeye çağırmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu bavuruda mahkemeye sunulan unsurlar ve  
sözü edilen kıstaslar göz önüne alındığında AĐHM, yargı giderlerine ilikin bu talebi  
reddetmektedir.  
4
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3 a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz  
kuru üzerinden Y.TL.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümetin bavurana 3.000 (üç bin)  
Euro manevi tazminat ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5