A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet 2 Mayıs 2006 tarihli Köse vd.-Türkiye (no:50177/99) kararına atıfta bulunarak
baꢀvuranın serbest bırakılması için CMUK’un 297’den 304’e olan maddelerinde öngörülen
baꢀvuru yollarını kullanması gerektiğini ifade etmektedir.
Baꢀvuran görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM sözkonusu ꢀikayetin tutukluluk süresine iliꢀkin olduğunu ve ve AĐHS’nin 5/3
maddesi’nin alanına girdiğini gözlemlemektedir. Oysa Hükümetin öne sürdüğü imkan
hürriyete kavuꢀmaya iliꢀkin olup 5/4 maddesi ile ilintilidir. AĐHM sonuç olarak bu ön itirazı
reddetmektedir.
Hükümet iç hukukta baꢀvuru yollarının mevcut olmadığı kabul edilse dahi baꢀvurunun geç
yapıldığını kaydetmektedir.
Baꢀvuran görüꢀ bildirmemiꢀtir.
AĐHM baꢀvurunun 23 Ağustos 2004 tarihinde yapıldığını ve baꢀvuranın 7 Haziran 2006
tarihinde serbest bırakıldığını hatırlatmaktadır. ꢁikayet madem ki tutukluluk süresinin
uzunluğu hakkında, bu durumda geç yapılmıꢀ sayılmaz. Yapılan itirazın bu kısmı
kabuledilemezdir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esasa dair
Baꢀvuran tutukluluk süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
Taraflar çıkıꢀ noktası olarak baꢀvuranın tutukluluk süresinin baꢀlangıcının 27 Ocak 2001
tarihi ve dikkate alınması gereken dönemin baꢀvuranın serbest bırakıldığı 7 Haziran 2006
tarihi olduğu konusunda uzlaꢀma sağlamıꢀ görünmektedirler.
Bu süre yaklaꢀık beꢀ yıl dört aydır.
Hükümet sanık sayısının fazla oluꢀunun ve isnat edilen suçların ciddiyetinin tutukluluk
süresini haklı çıkardığına itibar etmektedir.
AĐHM’nin yerleꢀik içtihadında tespit edildiği üzere, tutukluluk süresinin «makul» yapısının
davanın özel koꢀullarının her bir aꢀaması ile değerlendirilmesi gerekmektedir.
AĐHM, ilk olarak ulusal makamların tutukluluk süresinin makul sınırı aꢀmamasını gözetmekle
birinci derecede yükümlü olduklarını hatırlatmaktadır. Bu amaçla, masumiyet karinesi
doğrultusunda bireysel özgürlüğe saygı kuralına istisna getirilmesini meꢀru kılan kamu
çıkarının gerektirdiği gerçek bir zorunluluğun olup olmadığını ortaya çıkaracak bütün
koꢀulları incelemeli ve tutuksuz yargılanma talebini reddettiğinde kararında bunu
gerekçelendirmelidir. Özellikle mevcut kararlarda yer alan gerekçelere, ilgili tarafından
yapılan baꢀvurularda ihtilafa mahal vermeyen olaylara dayalı olarak AĐHM, AĐHS’nin 5 / 3
3