5
III. AİHS’NİN 5 § 4. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar davanın incelenmesinin gerçekten çekişmeli bir yargılama olmadığını
savunmuşlardır. Tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme huzuruna
çıkarılmadıkları ve soruşturma dosyalarına erişemedikleri için tutukluluk hallerinin devam
etmesinin kanuni geçerliliğini yeterli sorgulayamadıklarını öne sürmüşlerdir.
Hükümet şikayetin esaslarına ilişkin hiçbir görüş sunmamıştır.
AİHM’ye göre, başvuranların bu başlık altındaki şikayeti, tutuksuz yargılanmak üzere
serbest bırakıldıkları 21.11.2001 tarihinde sona eren tutukluluk halleri ile Bornova Ceza
Mahkemesi huzurundaki yargılama ile ilgilidir. AİHM bu tarihten sonra Fırat Karatay ve
Fesih Karatay’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldıklarını, o tarihte tutuklu olan tek
başvuran Şeyhmus Karatay’ın ise tutuklanmasının kanuni geçerliliğine itiraz etmek için
mahkemede hazır bulunduğunu gözlemler. Bu nedenle AİHM, yalnız bu süre içindeki
tutukluluk halini inceleyecektir.
AİHM, AİHS’nin 5 § 4. Maddesi’nin, yakalanmış ve tutuklu bulunan kimselere,
özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarının AİHS uyarınca “kanuni geçerliliği” için zorunlu
olan usule ilişkin ve bağımsız koşullarla ilgili mahkemeye başvurma hakkı verdiğini anımsar.
Bu tür konuları inceleyen ulusal mahkeme “hukuki yargılama teminatı” vermelidir. Yargılama
çekişmeli olmalı ve taraflar –davacı taraf ile tutuklu- arasında eşitliği sağlamalıdır (Grauzinis
– Litvanya, 37975/97).
Bu koşullar, hem davacı hem de savunmacıya cezai bir davada sunulan gözlemler ve diğer
tarafın gösterdiği delillerle ilgili bilgi ve yorum sahibi olma fırsatının verilmesi gerektiği
anlamına gelen, AİHS’nin 6. Maddesi’nde yer aldığı üzere çekişmeli yargılama hakkından
ileri gelmektedir. AİHM’nin içtihadına göre, 6. Madde’de dile getirilenlerden –ve özellikle de
“iddianame” kavramına verilen bağımsız anlamdan-, bu maddenin hazırlık soruşturmasında
bir ölçüde uygulandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla sözkonusu kişinin temel haklarıyla ilgili
özgürlüklerinden mahrum edilmesinin çarpıcı etkileri ışığında, AİHS’nin 5 § 4. Maddesi
uyarınca yürütülen yargılama, ilke olarak ayrıca, devam eden soruşturmanın koşulları
çerçevesinde, çekişmeli yargılama hakkı gibi adil bir yargılamanın temel koşullarını
olabildiğince büyük ölçüde karşılamalıdır. Ulusal yasalar bu koşulu değişik yollarla yerine
getirebilse bile, seçilen yöntemin, diğer tarafın, görüşlerin sunulduğunun ve bunlarla ilgili
yorum yapma fırsatının verileceğinin farkında olmasını sağlaması gerekir.
Bu davada Bornova Ceza Mahkemesi’nin başvuranın davasını incelemek için yetkisi
bulunmaktaydı. Öte yandan yakalanmalarının ardından başvuranlar, tutuklu olarak
yargılanmalarına karar verecek olan Kızıltepe Ceza Mahkemesi huzuruna çıkarılmışlardır.
AİHM, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılana dek, bunun başvuranların hukuki bir
merci önüne tek çıkarılışları olduğunu gözlemler. O zaman bile Kızıltepe Ceza Mahkemesi
başvuranlara yalnızca onlara yöneltilen suçlamaları bildirmiş ve kimlik bilgilerini
kaydetmiştir.
AİHM Bornova Ceza Mahkemesi’nin, başvuranların ifadelerini içermeyen dava dosyasını
inceleyerek, gıyaplarında tutukluluk hallerinin uzatılmasına karar verdiğini kaydeder. Ayrıca
Hükümet’in başvuranların neden Kızıltepe Cezaevi’nden yargılamanın henüz
tamamlanmadığı mahkeme binasına getirilmediklerini açıklamadığını kaydeder.
AİHM, 21.11.2001 tarihindeki duruşmada Bornova Ceza Mahkemesi’nin Kızıltepe Ceza
Mahkemesi’nden başvuranların ifadelerini almasını ve bunu müteakiben onları serbest
bırakmasını emrettiğinde bile, serbest bırakılmaları için belirli bir neden ortaya koymadığını
gözlemler. Bu nedenle, başvuranların avukatının, mahkemenin başvuranların tutuklu olarak
yargılanmalarını incelediği duruşmaların bazılarında hazır bulunmasına rağmen, hiçbir
muhakeme yapılmaması nedeniyle durumun kanuni geçerliliğine etkili biçimde itiraz etme
olanağı bulunmamıştır.