AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
1959502009  
ÜÇÜNCÜ DAĐ RE  
MARCELLO VIOLA v. ĐTALYA DAVASI  
(B a vuru no. 45106/04)  
KARAR  
S T R A Z B U R G 5 E k i m 2 0 0 6  
K E S ĐN  
05/01/2007  
_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _  
© T.C. Dıileri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve  
İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu  
çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması  
koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta  
bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Marcello Viola v. Italya davasında,  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Üçüncü Daire) aağıdaki hakimlerden  
olumaktadır:  
Boštjan M. Zupančič, Bakan,  
John Hedigan,  
Corneliu Bîrsan,  
Vladimiro Zagrebelsky,  
Alvina Gyulumyan,  
Davíd Thór Björgvinsson, hakimler,  
ve FatoAracı, Daire Yazı Đꢀleri Müdür Yardımcısı,  
14 Eylül 2006 tarihinde gizli olarak müzakere edilmiolup, Aynı tarihte kabul edilmiolan  
aağıdaki kararı bildirir:  
USÜL  
1. Đtalya Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45106/04) no’lu davanın nedeni, Đtalya  
Cumhuriyeti Devleti vatandaı Bay Marcello Viola’nın (“bavuran”) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne 30 Ekim 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin  
Korunmasına Đlikin Sözleme’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur.  
2. Bavuran, Taurianova Barosu avukatlarından Sayın A. Romeo tarafından temsil  
edilmitir. Đtalya Cumhuriyeti Devleti (“Hükümet”), kendi görevlileri olan Bay I. M.  
Braguglia ve Bay N. Lettieri tarafından temsil edilmitir.  
3. Mahkeme 13 Aralık 2005 tarihinde bavuruyu kısmen kabul edilebilir bulmuve  
bavurunun bavuranın ceza yargılamasının ikinci setinde ki temyiz durumalarına video  
konferans yoluyla katılması ve Sözleme’ye Ek 7. Protokolün 4. maddesi ile ilgili  
ikayetleri Hükümete bildirmeye karar vermitir. Sözlemenin 29 § 3 maddesi uyarınca,  
davanın kabul edilebilirlik artları ve esasına ilikin hususlar birlikte incelenecektir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
4. Bavuran 1959 doğumlu olup, L'Aquila hapishanesinde tutuklu bulunmaktadır.  
A. Đlk Ceza Yargılaması  
5. Bavuran 16 Mart 1992 tarihinde cinayet ve mafya tarzı bir örgüte üye olmak  
suçlarından yakalanmıve tutuklanmıtır. Bavuran ayrıca mükerrer yasadıı silah taıma  
eylemleri ile suçlanmıtır. Özellikle M. L. cinayetinin de aralarında bulunduğu bir takım  
cinayetlerde kullanılmak üzere kamuya açık yerlerde silah bulundurmaya yardım ve  
yataklık ettiği iddia edilmitir.  
6. Palmi Ağır Ceza Mahkemesi 16 Ekim 1995 tarihinde bavuranı mafya tarzı suç  
örgütüne üye olmak suçundan on beyıl hapis cezasına mahkûm etmitir. Diğer  
suçlamalardan ise beraat etmitir.  
7. Bavuran bu karara itiraz etmitir.  
8. Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi 10 ubat 1999 tarihinde bavuranın hapis  
cezasının süresini 12 yıla düürmütür.  
9. Bavuran usulü sebeplerle temyiz bavurusunda bulunmutur. Yargıtay 8 ubat 2000  
tarihinde verdiği ve mahkeme yazı ileri müdürlüğüne 25 ubat 2000 tarihinde ulaan  
karar ile bavuranın temyiz talebini reddetmitir.  
B. Đkinci Ceza Yargılaması  
1. Hazırlık soruturması ve ilk derece mahkemesi nezdinde yapılan yargılama  
10. Bununla birlikte, 19 Haziran 1996 tarihinde Reggio di Calabria sorgu hâkimi  
tarafından bavuranın tutuklanmasına yönelik yeni bir karar verilmitir. 15 Ekim 1996  
tarihinde hâkim bavuranın Palmi Ağır Ceza Mahkemesinde durumada bulunmasına  
karar vermitir. Bavuran çok sayıda cinayet, cinayete teebbüs, mafya tarzı bir suç  
örgütüne üye olmak ve yasadıı olarak silah bulundurma suçları ile suçlanmıtır.  
Bavuran özellikle M.L. nin öldürülmesi talimatını vermekle ile suçlanmıtır. Ayrıca  
bavuran suç ilenmesinde kullanılan silahın taınmasına itirak etmekle de suçlanmıtır.  
Bavuran söz konusu silahın ilk ceza yargılamasında taımakla suçlandığı silahlardan  
biri olduğunu ileri sürmütür.  
11. Yargılama sürecinde bir itirafçının (yetkililerle ibirliği yapmakta olan eski bir mafya  
üyesi) da aralarında olduğu bazı tanıklar dinlenilmitir.  
12. Palmi Ağır Ceza Mahkemesi 22 Eylül 1999 tarihinde bavuranı bekez ömür boyu  
hapis cezası ile cezalandırmıve bu cezanın ilk üç yılının hücrede geçirilmesine karar  
vermitir. Mahkeme ek olarak toplam yetmiyıl hapis cezasına da hükmetmitir. Karar  
eski mafya üyesi tarafından verilen doğru, güvenilir ve diğer delillerle desteklendiği  
telakki edilen beyanlara dayandırılmıtır.  
2. Đstinaf Yargılaması  
13. Bavuran itiraz etmitir.  
14. Bavuran 2000 yılından itibaren (Hapishane Organizasyonu Kanunu olarak bilinen)  
26 Temmuz 1975 tarihli 354 sayılı Kanunun 41. bis bölümü uyarınca, diğer hususlar  
yanında, dıdünya ile temasını sınırlayan sınırlandırılmıhapishane rejimine tabi  
tutulmutur. Ayrıca, bavuran tutuklu bulunduğu hapishaneden duruma salonuna da  
getirilmemitir. Ancak bavuranın 21 ubat 2001, 15 Haziran 2001 ve 5 Mart 2002  
tarihlerinde yapılan durumalara iitsel ve görsel sistemler kullanılarak katılımı  
sağlanmıtır.  
15. Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi 5 Mart 2002 tarihinde bavuranı cinayet ile  
ilgili suçlamaların bir tanesinden beraat ettirmitir. Mahkeme bavuran tarafından ilenen  
suçların tek bir suça ait olduğu (unico disegno criminoso) kanaatiyle cezasını ömür boyu  
hapis ve iki yıl hücre cezasına düürmütür.  
3. Usulü Sebepler ile Temyiz  
16. Bavuran usule sebeplere dayanarak temyiz talebinde bulunmutur. Bavuran, diğer  
hususların yanında, değerlendirilen deliller arasında çelikiler olmasına rağmen tanıkları  
güvenilir bulan Đstinaf Mahkemesinin tutumundan dolayı ikâyetçi olmutur. M.L. nin  
cinayeti ile alakalı olarak, bavuran iddia makamı tarafından sunulan delil kapsamında  
kendisine ait bir araziye yakın bir yerde bir arabanın içerisinde polis tarafından bulunan P  
38 Wather tabancası olduğunu belirtmitir. Ancak bavuran, ilk ceza yargılamasında söz  
konusu silahı taıma suçundan beraat etmitir. Buna ek olarak, ikinci dereceden bir kanıt  
hiçbir ekilde M.L. nin öldürülmesi talimatının bavuran tarafından verildiği hususunu da  
kanıtlamayacaktır.  
17. Bavuran temyiz durumalarına katılımı ile ilgili olarak adil yargılanma hakkının ihlal  
edildiğine dair herhangi bir ikayette bulunmamıtır.  
18. Yargıtay 26 ubat 2004 tarihinde verdiği ve 3 Haziran 2004 tarihinde mahkeme  
kalemine ulaan karar ile bavuranın temyiz talebini reddetmitir. Yargıtay kararında,  
Ağır Ceza Temyiz Mahkemesinin ihtilaflı tüm konular hakkında verdiği kararını makul  
ve yerinde gerekçelere dayandırdığına hükmetmitir.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
19. 11 Numaralı 7 Ocak 1998 tarihli Kanun, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri  
yanında, 19 Ocak 2001 tarihli 4 Numaralı Kanun ile değiiklik yapılan yeni bir madde  
146 yürürlüğe girmiolup madde metni aağıda ki ekildedir:  
“1. Kanunun 51. Madde 3. paragraf ve 407. Madde 2. paragraf (a) alt paragrafı ile ilgili  
işlemlerde (bunlar mafya ve diğer ciddi suçlarla ilgili olanlar) hapishanede her ne sıfat ile  
tutuIursa tutulsunlar aşağıda belirtilen durumlarda duruşmalara uzaktan katılımları sağlanır:  
(a) kamu düzeni ve güvenliğinin ciddi olarak gerekli kıldığı zorunluluklar;  
(b) işlemlerin komplike olduğu ve uzaktan katılımın gecikmeleri önleyeceğinin öngörüldüğü  
durumlar. Gecikmenin önlenmesi zarureti dikkate alınırken aynı davalıya karşı aynı zamanda  
farklı mahkemelerde de işlemlerin devam etme hususu değerlendirilmelidir.  
Paragraf 1 de belirtilen durumların yanında, uzaktan duruşmaya katılımın 354 sayı ve 26  
Temmuz 1975 tarihli kanunun 41. Bölümünün 2 paragrafında düzenlenen tedbirlerin  
uygulandığı tutuklular hakkında da uygulanacaktır ...  
2. Uzaktan katılımın sağlanması kararı ön tedbirler safhasında dava mahkemesi veya ağır ceza  
mahkemesi başkanı tarafından veya yargılama süreci içinde hakim tarafından alınacaktır. Söz  
konusu Karar taraflara ve savunma avukatına duruşma tarihinden en az on gün önce  
bildirilecektir.  
3. Uzaktan katılım kararı verildiğinde, duruşmanın yapılacağı mahkeme salonu ile tutuklunun  
bulunduğu yer arasında görsel ve işitsel bir bağlantı kurularak iki meknada da hazır bulunan  
kişilerin birbirlerini eş zamanlı ve net olarak görmeleri ve söylenenleri duymaları  
sağlanacaktır. Farklı yerlerde tutulan değişik sayıda tutuklu/davalı için de birbirlerini  
görmeleri ve duymaları için aynı düzenleme yapılacaktır.  
4. Savunma avukatı veya onun yerine gelen avukat her zaman sanığın bulunduğu yerde hazır  
bulunmak zorundadır. Savunma avukatı veya onun yerine gelen avukat duruşma salonunda  
bulunduğu halde sanık gerekli teknik vasıtalar ile avukatıyla özel ve gizli olarak konuşma  
imkanına sahip olacaktır.  
5. Sanığın görsel ve işitsel sistem ile duruşma salonuna bağlandığı yer duruşma salonunun bir  
uzantısı olarak kabul edilecektir [è equiparato all'aula d'udienza].  
6. Hakime yardım ile görevli bir mahkeme yetkilisi sanığın bulunduğu yerde hazır bulunacak  
ve sanığın kimliği ile hak ve yetkilerini kullanmakta hiç bir şekilde kısıtlamaya maruz  
kalmadığını tasdik edecetir. Mahkeme yetkilisi aynı zamanda 3. Paragraf ile 4. Paragrafın 2.  
Cümlesinde düzenlenen hususlara uyulmasını temin ederek ifade alınması halinde bunun  
kanunlara uygun bir şekilde alınmasını sağlamak ile görevlidir.... bu kapsamda gerekli olması  
halinde sanığa ve avukatına da danışacaktır...  
7. Yargılama sürecinde, gerekli olması halinde, sanığın tanıklar ile yüzleştirilmesi veya sanığın  
kimliğinin belirlenmesi veya sanığın şahsen hazır bulunması gereken hallerin bulunması  
halinde hakim gerekli görürse ve tarafları dinledikten sonra sanığın duruşma salonuna  
getirlmesine karar verir.  
20. Anayasa Mahkemesine göre (26 Kasım 2002 tarih ve 483 nolu karar), uzaktan katılım  
u amaçlara ulaılmasını sağlamaktadır: (a) davaya taraf diğer kiilere karı sanık  
tarafından yapılabilecek olası tehditlerin bulunması halinde kamu düzenini korumak; (b)  
sanığın hapishaneden duruma salonuna transferi esnasında mensup olduğu suç örgütü ile  
tekrar temas kurmasının önüne geçilmesi; ve (c) farklı mahkemelerde devam etmekte  
olan komplike ve uzun davaları hızlandırmak. Anayasa Mahkemesi aynı zamanda 7 Ocak  
1998 tarih ve 11 numaralı kanun ile yürürlüğe giren sistemin çok ciddi suçlar ile suçlanan  
sanıkların durumalara katılımını sağlarken kamuyu koruma görevi ile adil yargılama  
yapılması artının da yerine getirilmesini garanti altına aldığını vurgulamıtır (ordinato  
svolgimento dei processi).  
21. Anayasa Mahkemesi 22 Temmuz 1999 tarih ve 342 sayılı Kararı ile uzaktan katılım  
usulunun Anayasanın 24 § 2 maddesi ile güvence altına alınan “savunma hakkı” ile de  
uyumlu olduğuna hükmetmitir. Anayasa Mahkemesi, Anayasanın davalının yargılamaya  
sadece kiisel ve bilinçli (consapevole) olarak katılımını gerekli kıldığından sadece  
sanığın duruma salonunda fiziksel olarak hazır bulunmasının söz konusu hakkın  
kullanılmasında tek etkili yol olduğu fikrine katılamayacağına belirtmitir. Ceza Usul  
Kanunun uygulama hükümleri madde 146; duruma salonu ile sanığın bulunduğu yer  
arasında teknik anlamda bir bağlantı kurulmasının yeterli olmadığı, bazı gerekli  
“sonuçların” elde edilmesi gerektiği ve özellikle savunma hakkını uygun bir ekilde  
kullanarak “etkili” bir katılım sağlanması hususunu düzenlemektedir. Ayrıca sanık ile  
avukatının temasa halinde olması, savunma avukatının müvekkilinin bulunduğu yerde  
hazır bulunma hakkını ve sanık ile avukatının birbiriyle iletiim halinde olması  
hususlarını güvence altına alan kanun maddeleri bulunmaktadır. Hakim ulaılmak istenen  
sonuçların temini için uygun teknik altyapının hazırlanmasının sağlanması konusunda  
hem yetkili hem de görevlidir ve ayrıca gerektiği takdirde sanığın mahkeme salonunda  
hazır bulunması hususunda karar da verebilir. Anayasa Mahkemesi yeni kanun maddeleri  
ile “gelenekten” ayrılındığı ve durumada gözetilmesi gereken dinamikler ile dengenin  
bozulmağı aksine temel olarak aynı kaldığı kanaatindedir.  
22. Bu sebeplerle Anayasa Mahkemesi 7 Ocak 1998 tarih ve 11 sayılı Kanun ile  
yürürğe giren sistemin, diğer hususların yanında, özellikle tutuklu sanıklar için ‘makul  
süre’ gereksinimini içeren Sözlemenin 6. maddesine e aykırı olduğunun  
ünülemeyeceğine karar vermitir.  
III. ĐLGĐLĐ ULUSLARARASI HUKUK  
23. Ceza Đꢁlerinde Karılıklı Adli Yardım Avrupa Sözlemesi’ne Ek 2. Protokol’ün 9. ve  
10. Maddeleri aağıdaki ekildedir:  
Madde 9 –videokonferans yoluyla duruma  
“1. Eğer bir kimse bir Taraf’ın ülkesindeyse ve diğer Taraf’ın yargı organları tarafından tanık  
veya bilirkii olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, eğer o kiinin diğer Tarafın ülkesinde  
dinlenilmesi mümkün değil ise veya istenilmiyorsa durumanın video konferans yöntemiyle,  
paragraf 2-7 uyarınca, yapılmasını diğer Taraf talep edebilir.  
[...]”  
Madde 10 –telekonferans yoluyla duruma  
“1. Eğer bir kimse bir Taraf’ın ülkesindeyse ve diğer Taraf’ın yargı organları tarafından tanık  
veya bilirkii olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, diğer Tarafın ulusal hukukunda da bu yönde bir  
düzenleme varsa, Taraf’ın durumanın telekonferans yöntemiyle yapılması hususunda  
yardımcı olmasını, paragraf 2-6 uyarınca, talep edebilir.  
[...]”  
24. Avrupa Birliği üye devletleri arasında 29 Mayıs 2000 tarihinde Brüksel’de imzalanan  
Ceza Đꢁlerinde Adli Yardım Avrupa Sözlemesi’nin 10. ve 11. maddeleri aağıdaki  
ekildedir:  
Madde 10 – videokonferans yoluyla duruma  
“1. Eğer bir kimse bir Üye Devlet’in ülkesindeyse ve diğer Üye Devletin yargı organları  
tarafından tanık veya bilirkii olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, eğer o kiinin diğer Üye  
Devletin ülkesinde dinlenilmesi mümkün değil ise veya istenilmiyorsa durumanın video  
konferans yöntemiyle, paragraf 2-8 uyarınca, yapılmasını diğer Üye Devlet talep edebilir.  
[...]”  
Madde 11 – Tanık ve Bilirkiilerin telekonferans yoluyla dinlenilmesi  
“1. Eğer bir kimse bir Üye Devletin ülkesindeyse ve diğer Üye Devletin yargı organları  
tarafından tanık veya bilirkii olarak dinlenilmesi gerekiyorsa, diğer Üye Devletin ulusal  
hukukunda da bu yönde bir düzenleme varsa, Üye Devletin durumanın telekonferans  
yöntemiyle yapılmasın hususunda yardımcı olmasını, paragraf 2-5 uyarınca, talep edebilir.  
[...]”  
25. Avrupa Konseyi, 23 Kasım 1995 tarih ve Uluslararası Organize Suçlara Karı  
Tanıkların Korunması konulu kararıyla üye devletlere tanıkların etkili bir ekilde  
korunması hususunda çağrıda bulunmutur. Bu kapsamda, Avrupa Konseyi, diğer  
hususların yanında, “koruma yollarından bir tanesinin de delillerin sunulması ileminin  
hakkında soruturma yapılan kimsenin bulunduğu yerden baka bir yerde, gerekli  
görülmesi halinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarınca belirlenen çekimeli  
yargılama prensibi de gözetilerek ses-görüntü sistemleri kullanılabileceğini” belirtmitir.  
Avrupa Konseyi devamında u ekilde beyanda bulunmutur:  
“... Ses-görüntü sistemlerinin kullanılmasında aağıda belirtilen hususlar özellikle dikkate  
alınmalıdır:  
1. Prensip olarak, belirtmek gerekir ki duruma sadece talep eden Devlet hukuku ve  
uygulamaları uyarınca yapılabilir.  
2. Duruma esnasında tanığın bir danıman tarafından yardım alması hususu Devletlerden  
birinin kanunları uyarınca mümkün ise tanığın bulunduğu Devlet ülkesinde böyle bir yardımın  
ayarlanması mümkündür;  
3. Talebin yapıldığı ülke hukukunda aksine bir düzenleme bulunmadığı müddetçe tercüme ve  
ses-görüntü sistemlerinin kullanılmasından doğan masraflar talep eden Devlet tarafından  
karılanacaktır.”  
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME  
I. SÖZLEMENĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
26. Bavuran, hakkındaki ikinci yargılamada yer alan temyiz durumalarına katılımının  
zorla görsel ve iitsel sistemler kullanılarak sağlandığından ikâyet etmitir. Bavuran  
aağıda ilgili kısımları verilen Sözlemenin 6 §§ 1 and 3 maddeleri uyarınca ikâyette  
bulunmutur:  
“medeni hak ve yükümlülüklerin belirlenmesinde ..., herkes adil ....duruma ... bir  
mahkeme tarafından ...”  
...  
3. Her sanık en azından aağıdaki haklara sahiptir:  
(a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir  
dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;  
(b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;  
(c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir avukatın yardımından yararlanmak ve  
eğer avukat tutmak için mali olanaklardan yoksunsa ve adaletin selameti gerektiriyorsa,  
mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;  
(d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia  
tanıklarıyla aynı koullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;  
(e) Durumada kullanılan dili anlamadığı veya konuamadığı takdirde bir tercümanın  
yardımından para ödemeksizin yararlanmak.  
27. Hükümet bavuranın bu iddialarına itiraz etmitir.  
...  
B. Esas  
1. Taraf Beyanları  
(a) Hükümet  
35. Hükümet, durumaların balangıcında video konferans yöntemiyle yapılan  
durumaların Ceza Đꢁlerinde Karılıklı Adli Yardım Avrupa Sözlemesi’ne Ek 2.  
Protokol, Avrupa Konseyi’nin 23 Kasım 1995 tarihli kararı, Avrupa Konseyi’nin 29  
Mayıs 2000 tarihli düzenlemesi, 29 Mayıs 2000 tarihli Avrupa Birliği Konvansiyonu,  
10 Eylül 1998 tarihli Đtalya ve Đsviçre arasındaki Anlama ve 25 Haziran 2003 tarihli  
Avrupa Birliği ve Amerika Birleik Devletleri arasındaki Karılıklı Adli Yardımlama  
Anlaması gibi uluslar arası konvansiyon ve anlamalar tarafından düzenlendiği ve  
tavsiye edildiğini belirtmitir. Bu husus video konferans kullanımının teknik anlamda  
Sözleme ile uyum içinde olduğunun, Avrupa Konseyi ile Avrupa Birliği gibi diğer  
uluslararası organizasyonlar tarafından kabul edildiğini göstermektedir. Hükümete göre  
bir Devletin video konferans kullanımını hukuk sistemi içine dahil etmesi o Devletin  
Sözleme yükümlülüklerinden ayrıldığı anlamına gelmediğinin kabul edilmesini  
gerektirmektedir.  
36. Bununla birlikte, Rippe v. Almanya ((dec.), no. 5398/03, 2 ubat 2006) kararında da  
görüleceği üzere, Devletlerin ikinci veya üçüncü derece mahkemeler nezdinde, davalılara  
ilikin korunma tedbirlerini bir dereceye kadar zayıflatırken, “makul süre” prensibine  
uyum sağlayacak prosedürel mekanizmaları da adapte etmeleri tavsiye edilmitir.  
37. Hükümet yukarıda belirtilen Rippe kararına atıfta bulunarak önemli bir koruma  
tedbirinin -durumanın- kaldırılmasının da tartııldığını ancak bunun Mahkemenin  
ikayet edilen tedbirin ulaılmak istenen amaç ile orantılı olduğu sonucuna ulamasını  
engellemediğini eklemitir. Ancak mevcut davada, adil yargılama ile ilgili tüm koulların  
sağlandığını, özellikle belirtmek gerekirse tutuklunun, tutuklu bulunduğu yerde  
kalmasına izin veren gelimibir teknik alet olan ve önemli gecikmelerin önüne geçen  
video konferans yoluyla sanığın durumalarara etkili bir ekilde katılımının gerçekletiği  
belirtilmitir. O tarihte kısıtlı hapishane rejimine tabi olan, duruma salonundan uzak bir  
yerde tutulan ve aynı zamanda farklı mahkemelerde davası görülen bavurana yargılama  
süresine zarar vermeyecek ekilde yargılamaya katılma olanağını ancak bir video  
bağlantısının verebileceği belirtilmitir.  
38. Hükümet ayrıca video konferansın sadece temyiz aamasında, teorik olarak, delillerin  
toplanamayacağı ve usuli güvencelerin daha az olduğu bir zamanda kullanıldığına iaret  
etmitir.  
39. Bununla birlikte, tehlikeli tutukluların bir yerden diğer bir yere nakli önemli bir kamu  
güvenliği ve düzeni sorunu ortaya çıkarmaktadır. Özellikle belirtmek gerekir ki bu husus  
tutukluların kaçma ve sanıkların kendilerine karı bir misillemede bulunulması riskini de  
arttırmaktadır. Ayrıca, sanıkların duruma salonunda fiziksel olarak hazır bulunmaları  
tanıkların ve mağdurların korkutulması riskini de arttırmaktadır.  
40. Hükümete göre sanığın duruma salonunda fiziksel olarak hazır bulunması ile  
yargılamaya video konferans yöntemiyle katılması arasında önemli bir fark  
bulunmamaktadır. Video bağlantısı sanığa duruma salonunda neler olduğunu duyma ve  
görme imkanı sağlamakta olup sanığın kendisi de diğer taraflar, hakim ve tanıklar  
tarafından görülebilmekte ve duyulabilmektedir. Dolayısıyla, tanıklar tarafından sunulan  
delilleri sanık dinleyebilmekte, bunları çürütecek argümanlar ileri sürebilmekte ve  
savunması ile ilgili gerekli gördüğü hereyi mahkemeye sunabilmekteydi.  
41. Sanık ayrıca duruma saonunda bulunan avukatına dıarıdan bir üçüncü kii tarafından  
herhangi bir dinleme teebbüsüne karı önlem alınmıbir telefon bağlantısı ile özel  
olarak danıabilme imkanına sahipti. Savunma avukatı, video konferans yapılan salona  
kendisinin yerine bir avukat gönderebilir veya aksine kendisi bizzat müvekkilinin  
yanında bulunarak duruma salonuna savunma yapması için kendi görevlendirdiği bir  
avukatı gönderebilirdi.  
42. Bir sanığın yargılamaya telekonferans yöntemiyle katılımı hususu herhalde spesifik  
davalara özgü bir uygulama olarak öngörülmüolup ilgili prosedür bir kanun ile  
düzenlenmitir.  
43. Yukarıda anlatılanlar kapsamında, Hükümet video konferans yöntemiyle davalara  
katılımın etkili ve hızlı bir ekilde adaleti sağlarken savunmanın haklarına da bir halel  
getirmediğini belirtmitir. Ayrıca bavuran durumalara bizzat katılım sağlasaydı  
savunmasında nasıl bir değiiklik olabileceği hususunu göstermediği gibi video konfreans  
yöntemiyle katılım sağlamasının kendisine nasıl bir engel oluturduğunuda ortaya  
koyamamıtır. Ayrıca, ilgili iç hukuka aykırı bir ekilde sistemin kullanıldığını da iddia  
etmemitir.  
(b) Bavuran  
44. Bavuran hükümet tarafından ileri sürülen argümanlara itiraz etmitir. Bavuran, 2000  
yılından itibaren Hapishane Organizasyon Kanunun 41 bis bölümü uyarınca kısıtlı  
hapishane rejimine tabi tutulduğunu ve video konferans yöntemi ile takip ettiği  
yargılamanın ikinci setinin temyiz durumalarına bizzat katılamadığını belirtmitir.  
Dolayısıyla, savunma hakkı ihlal edilmive diğer tutuklular ile karılatırıldığında  
ayrımcığa tabi tutulmutur.  
45. Bavuran ayrıca durumalara video konferans yöntemiyle katılım sağlaması ve kısıtlı  
hapishane rejimine tabi tutulmasının mahkemeyi “kesinlikle etkilediği” en azından  
topluma karı bir tehdit oluturup oluturmağı hususunun değerlendirilmesi noktasında  
etkisi olduğunu belirtmitir.  
46. Bavurana göre kendisi duruma salonuna herhangi bir tehlike arz etmeden transfer  
edilebilirdi. Bu bağlamda genellikle mafya ile bağlantılı suçların yargılamasının yapıldığı  
duruma salonlarının coğrafik anlamda hapishanelere yakın olduğu ve tutuklunun dıarı  
dahi çıkarılmadan bu yerlere ulaımının sağlandığını belirtmitir. Mevcut davada,  
durumalara L'Aquila hapihanesinden video konferenas yöntemiyle katılması yerine  
Reggio di Calabria hapishanesinde tutuklu bulunabileceğini ileri sürmütür.  
47. Sanığın duruma salonunda bulunması zorunluluğu, mevcut davada olduğu üzere,  
temyiz mahkemesi tarafından soruturmanın yeniden açılması ve daha fazla delilin  
toplanması kararı verilen davalarda daha da önem arz etmektedir. Bu noktada bavuran  
yargılamanın ikinci setinin temyiz aamasında Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesi  
nezdinde bir muhbirin hazır bulunduğuna iaret etmitir.  
48. Son olarak, kusurlu bağlantı ve yetersiz ses iletimi gibi “öngörülebilir zorluklar”  
sebebiyle video konferans savunma avukatıyla hızlı bir iletiim sağlanmaksızın  
sonuçlanmıtır.  
2. Mahkemenin Değerlendirmesi  
(a) Genel prensipler  
49. Mahkeme, Sözlemenin 6 § 3 maddesinde düzenlenen güvencelerin yine bu maddenin  
birinci fıkrasında belirtilen adil yargılanma hakkının spesifik yönleri olduğunu hatırlatır.  
Sonuç olarak, bavuranın çeitli ikayetleri bu iki madde birlikte ele alınarak  
değerlendirilecektir (bkz, diğer referanslar yanında, Van Geyseghem v. Belçika [GC], no.  
26103/95, § 27, ECHR 1999-I).  
50. Adil bir ceza yargılaması sürecinin olumasında sanığın mahkeme nezdinde hazır  
bulunmasının büyük bir önemi bulunmaktadır (bkz Lala v. Hollanda, 22 Eylül 1994, §  
33, Series A no. 297-A; Poitrimol v. Fransa, 23 Kasım 1993, § 35, Series A no. 277-A;  
ve De Lorenzo v. Đtalya (dec.), no. 69264/01, 12 ubat 2004), bunun sebebi hem adil  
yargılanma hakkının mevcudiyeti hemde beyanlarının doğruluğunun anlaılması ve bu  
beyanların menfaatleri korunması gereken mağdur ve tanıkların beyanları ile  
karılatırılmasıdır (bkz Sejdovic v. Đtalya [GC], no. 56581/00, § 92, ECHR 2006-II).  
51. Sözleme’nin 6. maddesi açıkça tanıkların veya beyanda bulunmaya çağırılan  
mağdurların genel olarak menfaatlerinin korunmasını göz önüne alınmasını  
gerektirmediği açıktır. Ancak, bu kiilerin hayatları, özgürlükleri veya güvenlikleri söz  
konusu olabilir ve bunlarında Sözleme’nin 8. maddesi kapsamında değerlendirilmesi  
gerekebilir. Bu menfaatler, prensip olarak, Taraf Devletlerin cezai yargılama  
prosedürlerini söz konusu menfaatlerin haksız bir ekilde zarara uğramasını engelleyecek  
ekilde düzenlemesini belirten Sözleme’nin diğer önemli maddeleri ile koruma altına  
alınmıtır. Burada belirtilenlerin aksine, adil yargılama prensibi bazı davalarda  
savunmanın menfaati ile beyanda bulunmaya çağırılan tanık veya mağdurların  
menfaatlerini dengeleme zarureti doğurabilir. (bkz Doorson v. Hollanda, 26 Mart 1996, §  
70, Reports of Judgments and Decisions 1996-II, and Van Mechelen and diğerleri v.  
Hollanda, 23 April 1997, § 53, Raporlar 1997-III).  
52. Sözlemenin 6. maddesinin 1. fıkrasında açıkça belirtilmemiolmasına rağmen söz  
konusu maddenin amaç ve gayesi birlikte ele alındığında cezai bir suç ile itham edilen  
kii durumada bulunma hakkına sahiptir. Ayrıca, paragraf 3’ün (c), (d) ve (e) alt  
paragrafları “cezai bir suç ile itham edilen herkesin”, “kendi kendini savunma”, iddia  
tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, “durumada kullanılan dili anlamadığı veya  
konuamadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanma” haklarını  
güvence altına almıtır ve durumada bulunmaksızın bu haklarını nasıl kullanabileceğinin  
anlaılması zordur (bkz Colozza v. Đtalya, 12 ubat 1985, § 27, Series A no. 89, and  
Sejdovic, cited above, § 81).  
53. Ayrıca Sözlemenin 6. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın  
durumaya etkili bir ekilde katılması hususunda bir tartıma da bulunmamaktadır. Genel  
olarak bu, diğerlerinin yanında, sadece durumada hazır bulunmayı değil bununla birlikte  
davayı takip etme hakkınını da içermektedir. (bkz Stanford v. Birleik Krallık, 23 ubat  
1994, § 26, Series A no. 282-A).  
54. Temyiz aamasında davalının duruma salonunda ahsen hazır bulunması ilk derece  
mahkemesinde görülmekte olan durumalarda hazır bulunmasına nisbeten daha az önem  
arzetmektedir (bkz Kamasinski v. Avusturya, 19 Aralık 1989, § 106, Series A no. 168).  
Ancak Sözleme’nin 6. maddesinin temyiz mahkemesi nezdindeki ilemlerde uygulanma  
usulü ilemlerin taıdığı özel niteliklere de bağlıdır; iç hukuk düzenindeki ilemlerin  
tümü ve temyiz mahkemesinin buradaki rolü dikkate alınmalıdır (bkz Ekbatani v. Đsveç,  
26 Mayıs 1988, § 27, Series A no. 134, ve Monnell ve Morris v. Birleik Krallık, 2 Mart  
1987, § 56, Series A no. 115).  
55. Temyiz bavurusuna izin ilemleri ve maddi vakiaları içeren ilemlerin aksine sadece  
hukuki konuları içeren ilemlerde temyize bavurana temyiz mahkemesi veya Yargıtay  
tarafından ahsen dinlenme imkanı verilmemiolsa dahi ilk derece mahkemesinde  
kamuya açık bir duruma yapılmıolması artı ile Sözleme’nin 6. maddesindeki artlar  
gerçeklemitir (bkz, diğer hususların yanında, Monnell ve Morris, yukarıda belirtilen, §  
58 (Temyiz bavurusuna izin), ve Sutter v. Đsviçre, 22 ubat 1984, § 30, Series A no. 74  
(Temyiz Mahkemesi). Ancak, sonraki durumda, altında yatan sebep ilgili mahkemelerin  
görevlerinin davanın maddi vakialarını tespit etmekten ziyade sadece ilgili hukuk  
kurallarının yorumlanmasıdır (bkz Ekbatani, yukarıda belirtilen, § 31).  
56. Gerçekten, bir temyiz mahkemesinin davayı, tam olarak, maddi vakia ve hukuki  
yönden inceleme yetkisi olması halinde dahi Sözleme’nin 6. maddesinde her zaman  
kamuya açık duruma ve a fortiori (evleviyet) durumaya ahsen katılma hakkının  
verilmesini düzenlenmemektedir (bkz Fejde v. Đsveç, 29 Ekim 1991, § 31, Series A no.  
212-C). Bu sorunun değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken nokta, diğer  
hususların yanında, ilemlerin taıdığı özel nitelikler ve savunma hakkının özellikle o  
hususta karar verecek olan temyiz mahkemesi nezdinde korunması (bkz Helmers v. Đsveç,  
29 Ekim 1991, §§ 31-32, Series A no. 212-A), ve verilecek kararların temyiz eden  
açısından taıdığı önemdir (bkz Kremzow v. Avusturya, 21 Eylül 1993, § 59, Series A no.  
268-B; Kamasinski, yukarıda belirtilen, § 106 in fine; ve Ekbatani, yukarıda belirtilen, §§  
27-28).  
57. Ayrıca, temyize bavuran tutuklu kii temyize bavuran tutuklu olmayan kiinin sahip  
olduğu imkanlara sahip değildir. Tutuklu bir kiinin temyiz mahkemesi huzuruna  
getirilmesi esnasında güvenlik tedbirlerini de içeren teknik düzenlemeler de yapılmalıdır.  
(bkz Kamasinski, yukarıda belirtilen, § 107).  
58. Ancak, bir temyiz mahkemesi bir davayı maddi vakialar ve hukuki açılardan  
değerlendirmek ve mahkumiyet veya beraat hükmünde bulunmak durumunda ise konuyu  
sanık tarafından ahsen verilen ve iddia edilen suçu ilemediğini kanıtlayacak nitelikteki  
delilleri doğrudan değerlendirmeden bu yönde bir karar vermemelidir (bkz Dondarini v.  
San Marino, no. 50545/99, § 27, 6 Temmuz 2004).  
59. Kesin olmamakla beraber bir suç ile isnad edilen herkesin ihtiyaç duyulması halinde  
resmi olarak atanan bir avukat tarafından etkili bir ekilde temsil edilmesi adil yargılanma  
hakkının en önemli unsurlarından bir tanesidir (bkz Poitrimol, yukarıda belirtilen, § 34).  
Bir suç ile isnad edilen bir kimse sadece durumada bulunmadığı gerekçesi ile bu hakkın  
korumasından faydalanmamısayılmaz (bkz Mariani v. Fransa, no. 43640/98, § 40, 31  
Mart 2005). Adli sistemin adil bir ekilde ilemesinde sanığın hem ilk derece hemde  
temyiz mahkemeleri nezdinde uygun/yeterli bir ekilde savunulması büyük önem  
taımaktadır (bkz Lala, yukarıda belirtilen, § 33, and Pelladoah v. Hollanda, 22 Eylül  
1994, § 40, Series A no. 297-B).  
60. Sözlemenin 6 § 3 (c) maddesi bir suç ile isnad edilen herkesin “kendisini ahsen veya  
hukuki yardım alarak savunma ...” hakkını verirken bu hakkın nasıl kullanılacağı  
hususunu açıkça düzenlememitir. Bu yüzden bu hakkın kullanım eklinin seçimi ve  
ulusal hukukları nezdinde güvence altına alınması Taraf Devletlere bırakılmıolup  
mahkem’nin görevi seçilen yöntemin adil yargılanma artlarına uygun olup olmadığını  
tespit etmektir (bkz Quaranta v. Đsviçre, 24 Mayıs 1991, § 30, Series A no. 205). Bu  
bağlamda Sözleme’nin “teorik ve ya gerçekte var olmayan hakları güvence altına  
almak” amacıyla değil “gerçekte var olan ve etkili hakları” güvence altına almak için  
oluturulduğunun hatırlanması gerekmekte olup bir avukatın atanması balı baına etkili  
bir yardım değildir. (bkz Imbrioscia v. Đsviçre, 24 Kasım 1993, § 38, Series A no. 275,  
and Artico v. Đtalya, 13 Mayıs 1980, § 33, Series A no. 37).  
61. Özel olarak, bir sanığın avukatıyla üçüncü bir kii tarafından duyulmadan iletiime  
geçmesi demokratik bir toplumda olması gereken adil yargılanma hakkının en temel  
unsurlarındanbiri olup Sözleme’nin 6 § 3 (c) maddesinde kaynağını bulmaktadır. Bir  
avukatın gözetim olmaksızın müvekkili ile görüememesi veya müvekkilinden gizli bir  
ekilde talimat alamaması avukatın görevinin önemini büyük ölçüde kaybetmesine yol  
açar (bkz S. v. Đsviçre, 28 Kasım 1991, § 48, Series A no. 220). Sanık ile avukatlarının  
görümelerinin gizliliğinin/mahremiyetinin temin edilmesi savunma hakkının  
sağlanmasında büyük önem taıdığı Avrupa belgelerinde de olmak üzere çeitli uluslar  
arası belgelerde de teyit edilmitir (bkz Brennan v. Birleik Krallık, no. 39846/98, §§ 38-  
40, ECHR 2001-X). Ancak, sanığın avukatına ulaım hakkı haklı gerekçeler var ise  
kısıtlanabilir. Her davada ayrı incelenmek üzere, sorun; uygulanan kısıtlamanın, tüm  
yargılama süreci göz önüne alındığında, sanığı adil yargılanma hakkından mahrum edip  
etmediğidir. (bkz Öcalan v. Türkiye [GC], no. 46221/99, § 133, ECHR 2005-IV).  
62. Son olarak, adeletin gerçekten adil bir ekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda  
tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir  
tedbirin ciddi bir ekilde gerekli olmasına iaret etmek gerekmektedir. Daha az kısıtlayıcı  
bir tedbirin bulunması halinde o tedbirin uygulanması gerekir (bkz Van Mechelen ve  
diğerleri, yukarıda belirtilen, § 58).  
(b) Prensiplerin mevcut davaya uygulanması  
63. Mahkeme ilk olarak Reggio di Calabria Đstinaf Mahkemesinin davayı maddi vakialar  
ve hukuki açılardan değerlendirmek ve mahkûmiyet veya beraat hükmünde bulunmak  
durumunda olduğunu tespit etmitir. Bu yüzden bavuranın temyiz yargılamasına  
katılması Sözleme’nin hükümleri anlamında bir zorunluluktur. Gerçekten bu husus  
Hükümet tarafından da tartıma konusu yapılmamıtır.  
64. Bavuran yargılama sürecini izleme hakkının kendisine tanınmadığını iddia  
etmemitir. Bavuran video konferans yoluyla katılım sağlanması eklinde olan katılımın  
tarzı hakkında ikayette bulunmutur. Bu video konferans cihazının kullanılmasının  
savunma açısından zorluklara yol açtığını ileri sürmütür.  
65. Mahkeme durumalara video konferans yöntemiyle katılım sağlanmasının Đtalyan  
Hukukunda, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri madde 146 bis, (bkz paragraf 19),  
açıça yer aldığını belirtmektedir. Bu madde; hangi davalarda vieo konferans  
uygulamasının yapılabileceği, hangi merciin bu kararı verme yetkisine sahip olduğu ve  
ses-görüntü bağlantısının kurulması için gerekli teknik düzenleme hususlarını  
içermektedir. Anayasa Mahkemesi söz konusu maddenin Anayasa ve Sözleme’ye uygun  
olduğuna hükmetmitir (bkz Karar no. 2002/483 ve Hüküm no.1999/342 – yukarıdaki  
paragraf 20-22).  
66. Ulusal hukuk ve uluslararası hukuk tarafından bu methodun uygulanması  
engellenmedikçe hakkında soruturma yapılan kiininde katılımının da mümkün  
kılınması ile tanık veya uzmanlardan delil toplanmasına Sözleme dıındaki  
antlamalardan Ceza Đꢁlerinde Karılıklı Adli Yardım Avrupa Sözlemesi Ek 2. Protokol  
ve Avrupa Birliği Üye Devletleri Arasında Ceza Đꢁlerinde Karılıklı Adli Yardım  
Sözlemesi de izin vermektedir (bkz paragraf 23-24). Buna ek olarak, Avrupa Konseyi,  
23 Kasım 1995 tarih ve Uluslararası Organize Suçlara Karı Tanıkların Korunması  
konulu kararında unu ifade etmitir: “dikkate alınması gereken koruma yollarından bir  
tanesi, gerekli görüldüğü takdirde, delillerin hakkında soruturma yapılan kiinin  
bulunduğu yerden baka bir yerde ses-görüntü sistemleri aracılığıyla sunulmasıdır.” (bkz  
paragraf 25).  
67. Davalının durumalara video konferans yöntemi kullanılarak katılımının sağlanması  
Sözleme’ye aykırı olmasa dahi herbir davada bu yönteme bavurulmasının meru bir  
amaç güdülerek yapılmasının sağlanması ve delil sunumu ile ilgili düzenlemelerin  
Sözleme’nin 6. maddesinde yer alan yargı sürecine saygı artlarının yerine getirlmesinin  
sağlanması Mahkeme’nin görevidir.  
68. Bu bağlamda Mahkeme mevcut davada video konferans yönteminin bavuranın kısıtlı  
hapishane rejimine tabi tutulmasından ötürü Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri  
madde 146 bis uyarınca yapıldığını belirtir. Bavuran, kendi durumuna benzer durumda  
bulunan diğer kiilerin farklı bir muameleye tutulduğunu ortaya koyamamıtır.  
69. Mahkeme’ye göre bu durumdaki bir mahkumun transferinde ciddi güvenlik önlemleri  
alınması gerekmekte olup firar etme veya saldırıya uğrama riski bulunduğu inkar  
edilemez. Ayrıca tutuklunun mensubu olduğundan üphe edilen suç örgütü ile tekrar  
temasa geçme olasılığını yaratma ihtimali de bulunmaktadır.  
70. Mahkeme, makul bir süre içersinde yargılamanın yapılması ve mahkemelerin dosya  
yüklerini hızlı bir ekilde halletme gereksinimleri gibi diğer hususları da dikkate alarak  
ilk derece mahkemelerinde yapılan yargılamayı takip eden yargılama aamalarında  
kamuya açık duruma gereksinimlerinin dikkate alınması gerektiği gerçeğini kabul  
etmektedir (bkz, örnek olarak, Helmers, yukarıda belirtilen, § 36; Jan-Åke Andersson v.  
Đsveç, 29 Ekim 1991, § 27, Series A no. 212-B; Fejde, yukarıda belirtilen, § 31; ve Hoppe  
v. Almanya, no. 28422/95, § 63, 5 Aralık 2002). Đtalyan mevzuatında düzenlenmiꢁ  
bulunan video konferans uygulaması, diğer hususların yanında, tutukluların transferi  
nedeniyle oluan gecikmelerin azaltılması ve ceza yargılamasının hızlandırılması amacını  
gütmektedir (bkz, mutatis mutandis, Rippe, yukarıda belirtilen).  
71. Aynı zamanda, bavuranın mafya aktiviteleri ile bağlantılı ciddi suçlar ile itham  
edildiği belirtilmelidir. Bu tarz suçlar ile mücadele edilirken, bazı davalarda, kamu  
güvenliği ve düzeninin korunması ve benzeri baka suçların ilenmesinin önlenmesi  
amacıyla bu minvalde tedbirlerin alınması gerekli olabilmektedir (bkz Pantano v. Đtalya,  
no. 60851/00, § 69, 6 Kasım 2003). Katı hiyerarik yapısı, sıkı kuralları, sessizlik  
kuralına dayalı ciddi sindirme gücü ve mensuplarının belirlenmesindeki güçlük sebebiyle  
Mafya kamu hayatını doğrudan veya dolaylı olarak etkileme ve kurumlara sızma  
kabiliyeti ile ciddi bir suç ebekesidir (bkz Contrada v. Đtalya, 24 Ağustos 1998, § 67,  
Reports 1998-V). Dolayısıyla, mafya mensuplarının duruma salonunda bulunması  
özellikle mağdurlar ve itirafçı gibi davaya taraf diğer kiiler üzerinde büyük bir baskıya  
sebep olabileceğinin düünülmesi mantıksız değildir.  
72. Yukarıda bahsedilenler kapsamında, Mahkeme bavuranın durumalara video  
konferans yöntemiyle katılımının sağlanmasında kargaanın ve suçun önlenmesi, mağdur  
ve tanıkların yaam, özgürlük ve güvenlik haklarının korunması ve adli ilemlerde  
“makul süre” gerekliliklerine uyulması gibi husular sebebiyle Sözleme uyarınca meru  
bir amaç güdüldüğü kanaatindedir. Geriye yargılama sürecinde savunmanın haklarına  
saygı gösterilip gösterilmediği hususunun tespit edilmesi gereği kalmaktadır.  
73. Mahkeme, Ceza Usul Kanunu uygulama hükümleri madde 146 fıkra 3 bis uyarınca  
bavuranın kendisine duruma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme  
imkanı veren bir ses-görüntü sistemi ile duruma salonuna bağlandığını belirtir.  
Bavuranın kendisi de diğer taraflar, hâkim ve tanıklar tarafından duyulabilmekte ve  
görülebilmekte olup tutuklu bulunduğu yerden duruma salonuna beyanlar  
verebilmektedir.  
74. Kabul edilmektedir ki teknik sorunlar sebebiyle duruma salonu ile tutuklu bulunulan  
yer arasındaki ses-görüntü bağlantısının mükemmel olmayabileceği olasılık dâhilinde  
olup bu sebepten ötürü ses ve görüntü iletiminde zorluklar yaanabilir. Ancak, mevcut  
davada bavuran ya da avukatı ses ve ya görüntü sorunlarına ilikin hususları temyiz  
yargılamasının hiçbir aamasında gündeme getirmemilerdir(bkz mutatis mutandis,  
Stanford, yukarıda belirtilen, § 27).  
75. Mahkeme son olarak bavuranın avukatının müvekkilinin bulunduğu yerde hazır olam  
ve onunla bir mahremiyet içerisinde görüme hakkının bulunduğunu belirtmektedir. Bu,  
duruma salonunda hazır bulunan savunma avukatının da kanuni hakkıdır (bkz Ceza Usul  
Kanunu uygulama hükümleri madde 146 fıkra 3 bis). Mevcut davada bavuranın  
avukatıyla üçüncü kiiler tarafından dinlenilmeden görütmesi hakkının ihlal edildiğinine  
iaret eden hiçbir husus bulunmamaktadır.  
76. Bu durumda, Mahkeme bavuranın ikinci ceza yargılaması durumalarına video  
konferans yöntemiyle katılımının sağlanmasında savunmanın yargılamaya taraf diğer  
taraflara nazaran ciddi bir ekilde daha dezavantajlı bir konuma düürülmediği ve  
bavuranın Sözleme’nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının özünde  
bulunan hak ve yetkilerini kullanma fırsatının bulunduğuna kanaat getirmitir.  
77. Dolayısıyla, Sözleme’nin 6. maddesinin ihlali söz konusu olmamaktadır.  
...  
ĐꢂBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
...  
2. Sözleme'nin 6. maddesinin ihlal edilmediğine karar verir;  
...  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesi uyarınca  
5 Ekim 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
FatoAracı  
Boštjan M.Zupančič  
Daire Yazı Đꢁleri Müdür Yardımcısı  
President