paragrafı uyarınca, bu kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren “bilgiler” ve “fikirler” için
değil, aynı zamanda kırıcı, ꢀok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir.
24. Bir kez daha vurgulamak gerekirse 10. maddenin 2. paragrafında yer alan ifade ve
düꢀünce özgürlüğü bazı «görev ve sorumlulukları» beraberinde getirmektedir; bunlar arasında
yer alan din ve inanç özgürlüğü sözkonusu olduğunda baꢀkalarına zarar verecek nitelikteki
söylemlerden ve saygısızlık edecek davranıꢀlardan kaçınılması gerekmektedir (Bkz. örneğin,
Otto-Preminger-Institut v. Avusturya kararı, 20 Eylül 1994, seri: A no: 295-A, § 49, ve
Murphy v. Đrlanda kararı, no: 44179/98, § 67, AĐHM 2003-IX). Đlke olarak, büyük hayranlık
ve sevgi duyulan dini hedef alan aꢀağılayıcı eleꢀtirilerin yaptırıma tabi tutulması gerekli
görülebilir (ibidem).
25. AĐHS ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların
«demokratik bir toplum için gereklilik» arz edip etmediğinin incelerken AĐHM, Sözleꢀmeci
Devletlerin belirli bir takdir yetkililerine haiz olduklarının fakat bunun sınırsız olmadığının
daha önce pek çok defa dile getirmiꢀtir (Wingrove v. Đngiltere kararı, 25 Kasım 1996, 1996-V,
§ 53). Dini inançlara ve ahlaki görüꢀlere karꢀı sergilenen saldırılar sözkonusu olduğunda
baꢀkalarının haklarının korunması bakımından Avrupa ülkeleri arasında tek bir anlayıꢀın
olmayıꢀı, ahlaki ve dini çerçeve içerisindeki kiꢀisel yargılarını aꢀağılamaya eğilimli hususlarla
bağlantılı olarak; ifade özgürlüğüne iliꢀkin düzenlemenin yapılmasında Sözleꢀmeci
Devletlerin takdir yetkisini geniꢀletmektedir (Bkz. yukarıda anılan Otto-Preminger-Đnstitut
kararı, § 50 ; Wingrove, § 58 ve Murphy § 67).
26. Bir Devlet, baꢀkalarının inanç özgürlüğüne saygı bilinci ile düꢀünce ve ifade özgürlüğü ile
bağdaꢀmayan yargı konusunu teꢀkil eden fikirleri de içeren davranıꢀların önlenmesini meꢀru
olarak gerekli görebilir (Bu anlamda bkz.9.madde, Kokkinakis v. Yunanistan kararı, 25 Mayıs
1993, seri: A no: 260-A, ve yukarıda anılan Otto-Preminger-Instutut kararı, §47). AĐHM,
bununla birlikte AĐHS ile getirilen kısıtlamanın ve yapılan müdahalenin olayların koꢀulları
dikkate alındığında «sosyal bir ihtiyacı» karꢀılayıp karꢀılamadığının ve «öngörülen meꢀru
amaçla orantılı» olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini kaydetmektedir (yukarıda anılan
Wingrove kararı, § 53, ve Murphy kararı, § 68).
27. Đki temel hakkın uygulanması hususu sözkonusu olduğunda AĐHM, çatıꢀan menfaatler
arasında bir denge kurulmasını gerekli görmektedir: bir tarafta, baꢀvuran için dini ideolojiye
iliꢀkin görüꢀlerini topluma aktarma hakkı, diğer tarafta baꢀkalarının düꢀüncesine, dini inanç
özgürlüğüne saygı gösterilmesini isteme hakkı. (sözü edilen Otto-Preminger-Đnstitut, § 55).
28. Çoğulculuk, hoꢀgörü ve açık fikirlilik unsurları «demokratik toplumu» meydana getirir
(yukarıda anılan Handyside, § 49); çoğunluğun içinde yer alan veya azınlık bir dini gruba ait,
dini ibadetini yerine getirme serbestisine sahip kiꢀiler her türlü eleꢀtiriden uzak olduklarını
düꢀünemezler. Bunu hoꢀgörüyle karꢀılamak ve baꢀkalarının kendi dini inançlarını
reddetmelerini ve hatta diğer kimselerin kendi inançlarına iliꢀkin düꢀmanca propaganda içeren
doktrinleri kabul etmek durumundadırlar (sözü edilen Otto-Preminger-Đnstitut, § 47).
29. Ancak mevcut dava yalnızca onur kırıcı veya ꢀok edici yorumlar veya “provokatif”
görüꢀlerle değil, aynı zamanda Müslümanların peygamberine yapılan çirkin saldırı ile de